*Merhaba
*Sevgili Atilla Atalay'ın karakteri Eray'ın uşağı Sebastian, Atilla Atalay, Eray'ı yazmayı bırakınca, bana geldi. Bir deri bir kemik kalmış, aç susuzmuş.Acıdım aldım. Aş verdim, iş verdim. Şimdi bana sadakatlerini sunuyor. Artık benim uşağım.
*Sebastian, artık az da olsa kitle sahibiyim, kapıları kapat, okuyuculara servis yap, başlıyoruz.
*Göbeğim beni terketti, en azında bir kısmı. Biliyorum ramazan diye böyle yapıyorsun. Ramazandan sonra döneceksin. Göbek lütfen evine dön, baban seni çok özledi.
*Barrak Obama Meksika Körfezi'nde yüzmüş ve "Ben yüzüyorum bakın, sizde yüzün" demiş. Bir yerden tanıdık geldi mi? Radyasyonlu çay, yasaklı youtube... Hatırladınız? Zeki bir kitlesiniz.
*Marka takıntım yok demiştim daha önceki notlarımda. Gözünaydın Türkiye yeni bir marka geliyor. Marka takıntım olmadığı için bunu da almayacağım tabii ki. Sıkı durun markanın ismini açıklıyorum. RTE. Hala takıntınız var mı?
*KPSS olayını biliyorsunuzdur. Aynı evden karı koca, arkadaş, akraba vesaire 120de 120 net yapıp yüzyılın olayına damga vurdular. KPSS soruları evlere servis ediliyor herhalde. Yakında yapılacak olan KPSS soruları varsa rica edicim gönderin. Olanlar varsa mail atsınlar adresimi vereyim.
*Yemeyi neden çok sevdiğim neden yemek yapmaya çalıştığım anlaşıldı. Geçmiş hayatımda Fransız aristokratlarına yemek yapıyormuşum. Aşçıymışım efenim. Herhalde en iyi yaptığım şey pastaydı ki "Ekmek bulamıyorsanız pasta yiyin" lafı sayemde çıktı.
*Geçmişte kimdiniz, hangi ünlüye benziyorsunuz diye testler vardı bir ara. Hangi ünlüye benziyorsunuz da coni dep çıktım. Akıllara zarar. Coni Dep beni görse döve döve kendine benzetir herhalde.
*Anaam notlar 13 olmuş. Uğursuzluk. Rakam takıntıları vardır ya bir çok insanda mesela 23 filminde Jim Carrey hayatındaki 23lere takar. Pi filminde yahudiler bir rakam ararlar. Sırrın yazılı olduğu rakamlar. Bizde 19 mucizesi vardır. Burdan çıkan örneklemelerle diyecem ki aklıma başka bir örnek geldi. Geçen sene Devlet Bahçeli 40ıncı yıllarında şöyle bir hesap yapmıştı. 2009 çık ortadaki 2 sıfır 2+9 ne eder 11
bunu tut 2009 çık aradaki 2 sıfırı 29 29+11 eşittir 40. Bu bir tesadüf olamaz dedi. Şimdi bende diyorum ki benim doğum tarihim 16/06/1976 çık baştaki rakamları sondaki rakamları tut ne oldu 666. 666 nedir şeytan. Anaaam içime şeytan mı girdi yani? Cihan Ünal'ı çağırın. Zemzem suyuyla gelsin. İçimdeki şeytanı çıkarsın.
*Demokrasi neydi?Demokrasi iyilikti, demokrasi dostluktu, demokrasi emekti. Demokrasi neydi? Demokrasi bitaraf olmaktı, bitaraf olmazsan bertaraf olmaktı demokrasi.
*Çocukken zannettiklerim; divan edebiyatını, divanda oturup birbirlerine şiir ya da kitap okudukları edebiyat zannederdim. Sir ağda yı sör ağda olarak okuyup, sörü ağdanın markası zannederdim. Sir ne hala bilmiyorum ama.
*"kızlarla ilk tanışmada etki garantisi olan meslekler CEO'luk, barmenlik, ajanlık, gurmelik, F1 pilotluğu ve astronotlukmuş." Sevgili arkadaşım Stuven'ın twitinden arak yaptığım bir haber. Yeni mesleğim astronotluktur efenim. Zaten hep uçuyorum. Zor olmaz yani yerçekimsiz ortamda uçmak. Aslında gurmelikte bana göreymiş hee. Boyna ye boyna ye, hem göbeğim mutlu olur, hem ben. Bana giden yol midemden geçer.
*"Hayatı komedi sayanlar, son espriyi iyi düşünsünler" demiş Seleneca, güzel demiş. Bize de düşünmek düşer. Fakat ben hayatı komedi saydıkça hayat feci şekilde üstüme geliyor."Bu gerçek, bu gerçek" diye bağırıyor ve sıçrayarak uyanıyorum.
*Korku İmparatorluğu Kısa Film; Bitaraf ve bertaraf oldukları için Çaki ve gelini ayrılsın. Çakinin gelinine Fredi aşık olsun. Fredi ile Çakinin gelini evlensin. Tiffanyde kahvaltı yaparken, Orphan'ı görsünler. Çocukları olmayan ikili Orphan'ı evlatlık alsınlar. Orphan'ı alıp Transilvanya'daki evlerine dönsünler. Mutlu mesut geçirdikleri yağmurlu ve şimşekli bir akşam kapı acı acı çalsın. (Kimsenin uğramadığı eve kapıyı acı acı çalan kimdi, evi nerden bulmuştu, Fredi den ve gelininden ne istiyordu. Yoksa kızları Orphan'ı almaya mı gelmişlerdi, hepsi daha fazlası gelecek bölümde)
*Kapıyı ört Sebastian, okuyucuları arka kapıdan çıkar. Nihat Doğan yanaşmak üzere. Çabuk Sebastian "Şöhretli kadınlarla çıkarım ama asla evlenmem" dedi ve gitti. Şimdilik tehlike geçti Sebastian.
*Sakin günler dilerim. Dans etsin herkes http://fizy.com/#s/1mh3ls
25 Ağustos 2010 Çarşamba
18 Ağustos 2010 Çarşamba
Günlükten Notlar 12

*Merhaba
*Moccha Freppicino İtalyan mafya babası ismi gibi. Bir moça frepiçino alabilir miyim? Kendisi İtalya'da efendim.
*Garo Mafyan'dan da kıllanmışımdır yıllardır mafya mıdır acep diye.
*O değil de benim Moka yapmayı öğrenmem lazım. Moka basmadan.
*Dizi oyuncuları, diziler bittikten sonra niye hala dizideki isimleri ile anılır acep bir bilen var mı?. Behlül kız arkadaşıyla yemeğe gitti, Bihter alışverişe çıktı. Ferhunde tuvalete girdi gibi benzeri haberler olur ya da bize ne. Ne demek istiyor değerli magazin muhabirleri.Açıklasınlar lütfen.
*Dengesizliğimin sebebini yaşadığım yıllara attım. Ben dengesiz değilim. Yıllar beni dengesizleştirdi evet.
*Çok acayip bir çocukluğumuz oldu. Herşeyin hızla olup bittiği, levisların, marlboraların ülkemize girebildiği, serbest piyasa ekonomisinin çıktığı yıllarda ergendik. Bir çok arkadaşım Levis501 almak isterdi, alana kadar bir taraflarını yırtarlardı. Aldıktan 2 gün sonrada pantolonu yırtarlardı.
*Hiç marka takıntım olmadı. Ama Marka takıktım Markın Mark olduğu zamanlarda. Hey gidi günler heyy!!!(Olacak olacak biraz daha çalışman lazım kelimeler üzerinde)
*"Dünyaya tekrar gelseniz ne olmak isterdiniz?" "Kesinlikle tekrar ben olarak gelmek isterdim." Yalaaan.Tekrar aynı hayat mı? Ne banel. Hiç kimse tekrar aynı kişi olarak gelmek istemez bence dünyaya. Neden aynı kişi olarak gelelim ki manyak mısınız? En azından ben istemem.Manyak mıyım? Ne olarak gelirsen gel hep senin yanındayım dedi göbeğim. Odun dedim, budağın olurum,dedi.
*Jerry Lewis filmleri izlemeyi özledim. Jerry ile büyüdük biz. Ne filmlerdi onlar, kahkahalar attırırdı. Her ne kadar onun yerine geçen Jim Carrey varsa da hiç kimse bir Jerry Lewis gibi olamaz.
*Takunyalı Führer; medyada okuduklarına anlam veremeyip, anlamlandırmak isteyenler için,tesadüfler, rastlantılar benzerlikler okuyun. Yepyeni Bir Hayat; veda bile etmeden babası tarafından yetimhaneye bırakılan bir kız, gelecekte ismini çok duyacağımız bir isim sanırım Kim-Sae Ron. Mükemmel bir performans.İzleyin
*Ciddileşelim biraz; "önümüzdeki yasama yılında karara bağlanacak Silah Kanun Tasarısında verilen önergeyle silah taşıma ruhsatı 2 ye çıkarıldı. Verilen başka bir önergede ise silah taşıma ruhsatı sayısı toplamda 5e çıkartılmak isteniyor. Kanun tasarısı kabul edilirse vatandaşlar ikisini belde taşıyabilecekleri 5 silaha sahip olabilecek." Ne güzel değil mi silahsızlanma için birileri zamanında o kadar bir tarafları yırttıktan sonra gelinen nokta 5 silah. "Burası Teksas-Türkiye, macera dolu Türkiyeeee""Haydi silahları göreyim silahları, haydi silahlar şanpiii"
*Eşyalarım bana yamuk yapıyor evdeki modemim bana bozuk. Bana bozuk yeni aldığım şeyleri de etkiliyor. Ben yokken dedikodumu mu yapıyor nedir.
*Önemli olan boy değil soydur soyyy dedi. Soya bakacaksın dedi pek muhterem devlet büyüğümüz. Önemli olan soyu boyu değil işlevi dememek için zor tutuyorum kendimi. Ahanda dedim. Hii! Ağzıma acı biber sürerim kendimin
*Oğlunuz ne iş yapar? Bir şirkette soyağacı
*Gerçi o bana değil ama http://fizy.com/#s/123xd7
*Eh fizyden anladığınız üzere sayfanın kapanma vakti. Öperim ve kaçarım. İbibikler ötmeden ordayım
7 Ağustos 2010 Cumartesi
Günlükten Notlar 11
*Merhaba
*Sanırım az meşhur olmaya başladım.
*Benden daha meşhur olmaya çalışan biri var daha yalnız. Artık ortağım yazıları bundan sonra beraber yazacağız. Ama o çok meşhur olmaya çalışıyor. Her yere benden bir adım önde gidiyor. Önce o kendini gösteriyor sonra ben. Benden daha meşhur olmaya çalışan göbeğim.
*Göbeğimin önlenemez yükselişi
* Annem: Ayy oğlum ne kötü olmuş alttan sıkıyon üstten çıkıyor. Spor yap erit o göbeğini
Ben: Göbeğimle arama girme anne. Göbeğim ve ben mutluyuz.
*Göbeğim böyle giderse yakında masaya ihtiyacım kalmayacak.
*Sıcaklardan doğru dürüst yemek yiyemediğim halde göbeğimde en ufak bir değişim yok.
*Yasaklara uyarak kendime yasaklar koymalıyım. "Yasaklar koydum kendimeee" diye bir şarkı vardı sanırım hatta Ajda sölüyordu. Ama uyduruyorda olabilirim. Ama şarkı Ajdanın sesinden geliyor kulağıma. Çok uydurukçu bir insanım biliyorum.
*Çok saçma bir çocukluk geçirdiğimizi düşündükçe farkediyorum. Lak lak diye bir oyuncağımız vardı. Kiminin sapı tahta, kimininki plastiğe bağlı üçgenlerin ucunda 2 top çevirdikçe lak lak diye ses çıkardı. Aslında çok sinir bozucuydu. Ama biz zevk alırdık, annelerimizi kızdırmaya. Birde Hulohop vardı. Daha çok kızların oynadığı belde çevrilen, bende bir sürü kız kuzen olduğundan dolayı bende çevirmeye başlamıştım. Zor birşeydi zaten beceremiyordum. Becermeye başladığımda hulahopun modası geçmişti. O yüzden kıvıramıyorum.
*Yazma yetimi kaybediyorum sanırım. Ama koca ayak yeti hala yaşıyor.
*Bir kadına tacizde bulunan üst düzey yetkili görevden alındı ve savunması "Teselli amacıyla yanağından öptüm. Taciz değil gelenekseldi" Geleneklerimize çok bağlı milletiz. Öpün beni teselliye ihtiyacım var. Geleneklerimizde var bu. Evet, öpün, teselli edin beni.
*Bu sene amma boy polemiği yapıldı arkadaş. Burası boyu geçmiyor gelin.
*Herkes birbirini biryerlere havale ediyor. Kıskandım arkadaş kısa boylu ve göbekli biri olarak beni de bir yere havale etsinler, rica ediyorum.
*Değişmeyen tek şey değişimdir.Fakat bu benim güzel ve yalnız güzel ülkem için geçerli değil. Bekir Coşkun'un Dövlet isimli kitabını okuyorum tekrar. 90 yılında neyse 2010 yılında da aynı şeyleri yaşıyoruz, yaşatılıyoruz. Her nerede ve nasıl yaşatılıyorsan Türkiye'm.
*Kitapçım beni kandırdı. Sevmediğim bir yazarın kitabını sattı bana. Sonra düşündüm ki sevmesem bile okumalıyım. Onun görüşünüde öğrenmeliyim. Doğru düşünmüşüm, seviyorum kendimi. Aferin bana.
*Tüketici hakları hattına gelen bir şikayet "Kocam nişanlıyken bana çok iyi davranıyordu. Ardından evlendik. Farklı biri gibi davranmaya başladı. Kocam ayıplı mal statüsüne girer mi?" Evet girer, çok ayıplı mal hem de.Genelde biz onlara hödük diyoruz. Evlenmişsin özüne dönmüş. Prens sandığın aslında kurbağaymış.
*Haremlik-selamlık eğitime sevgili bakanımızdan destek gelmiş efenim. Bir çok ülkede kızlar ayrı erkekler ayrı okuduğunu söylemiş. Bizde niye olmasın demişmiş. Yorumumu içimden yapıyorum. Siz duymayın ayıp.
*Memeleriyle resim yapan bir ressamı okudum. İri memeleriyle yaptığı resimler internetten 1400 liraya kadar alıcı buluyormuş. Diğer ressamların ne yaptığı umrunda değilmiş. Yok ki öyle bir yeteneğim para kazanayım. Yeteneğim olsa bile doğam gereği o malzeme bende yok
*Bir çoğunuz buna karşı çıkacak biliyorum ama kimse itiraz etmesin küfür seven bir milletiz. Hem küfür ediyoruz hem de başkalarının ettiği küfürleri duymak hoşumuza gidiyor. Düşünsenize yabancılara ilk öğrettiğimiz kelimeler küfür oluyor. Çocuk konuşmaya başlayınca küfür ettiriyoruz ve başkalarına karşı söylettiriyoruz çok matah birşeymiş gibi karşılarına geçip gülüyoruz ve çocuk küfürü iyi bir şey sanıyor. Neden anlattım tüm bunları. Gözün aydın Türkiye Recep İvedik 4 geliyor.
*Bugünlerde sanırım sıcaklarında etkisiyle ben dahil herkes devreleri yakmış durumda.
*Son söz son zamanların bomba yaratan lafı "Kadın-erkek eşit değildir." Değildir tabi, kadınlar üstündür, yüzyıllardı dünyayı kadınlar yönetir perde arkasından kimse farkında değil.
*Bu da boy polemikçilerine gelsin. http://fizy.com/#s/1j65ep
*Sanırım az meşhur olmaya başladım.
*Benden daha meşhur olmaya çalışan biri var daha yalnız. Artık ortağım yazıları bundan sonra beraber yazacağız. Ama o çok meşhur olmaya çalışıyor. Her yere benden bir adım önde gidiyor. Önce o kendini gösteriyor sonra ben. Benden daha meşhur olmaya çalışan göbeğim.
*Göbeğimin önlenemez yükselişi
* Annem: Ayy oğlum ne kötü olmuş alttan sıkıyon üstten çıkıyor. Spor yap erit o göbeğini
Ben: Göbeğimle arama girme anne. Göbeğim ve ben mutluyuz.
*Göbeğim böyle giderse yakında masaya ihtiyacım kalmayacak.
*Sıcaklardan doğru dürüst yemek yiyemediğim halde göbeğimde en ufak bir değişim yok.
*Yasaklara uyarak kendime yasaklar koymalıyım. "Yasaklar koydum kendimeee" diye bir şarkı vardı sanırım hatta Ajda sölüyordu. Ama uyduruyorda olabilirim. Ama şarkı Ajdanın sesinden geliyor kulağıma. Çok uydurukçu bir insanım biliyorum.
*Çok saçma bir çocukluk geçirdiğimizi düşündükçe farkediyorum. Lak lak diye bir oyuncağımız vardı. Kiminin sapı tahta, kimininki plastiğe bağlı üçgenlerin ucunda 2 top çevirdikçe lak lak diye ses çıkardı. Aslında çok sinir bozucuydu. Ama biz zevk alırdık, annelerimizi kızdırmaya. Birde Hulohop vardı. Daha çok kızların oynadığı belde çevrilen, bende bir sürü kız kuzen olduğundan dolayı bende çevirmeye başlamıştım. Zor birşeydi zaten beceremiyordum. Becermeye başladığımda hulahopun modası geçmişti. O yüzden kıvıramıyorum.
*Yazma yetimi kaybediyorum sanırım. Ama koca ayak yeti hala yaşıyor.
*Bir kadına tacizde bulunan üst düzey yetkili görevden alındı ve savunması "Teselli amacıyla yanağından öptüm. Taciz değil gelenekseldi" Geleneklerimize çok bağlı milletiz. Öpün beni teselliye ihtiyacım var. Geleneklerimizde var bu. Evet, öpün, teselli edin beni.
*Bu sene amma boy polemiği yapıldı arkadaş. Burası boyu geçmiyor gelin.
*Herkes birbirini biryerlere havale ediyor. Kıskandım arkadaş kısa boylu ve göbekli biri olarak beni de bir yere havale etsinler, rica ediyorum.
*Değişmeyen tek şey değişimdir.Fakat bu benim güzel ve yalnız güzel ülkem için geçerli değil. Bekir Coşkun'un Dövlet isimli kitabını okuyorum tekrar. 90 yılında neyse 2010 yılında da aynı şeyleri yaşıyoruz, yaşatılıyoruz. Her nerede ve nasıl yaşatılıyorsan Türkiye'm.
*Kitapçım beni kandırdı. Sevmediğim bir yazarın kitabını sattı bana. Sonra düşündüm ki sevmesem bile okumalıyım. Onun görüşünüde öğrenmeliyim. Doğru düşünmüşüm, seviyorum kendimi. Aferin bana.
*Tüketici hakları hattına gelen bir şikayet "Kocam nişanlıyken bana çok iyi davranıyordu. Ardından evlendik. Farklı biri gibi davranmaya başladı. Kocam ayıplı mal statüsüne girer mi?" Evet girer, çok ayıplı mal hem de.Genelde biz onlara hödük diyoruz. Evlenmişsin özüne dönmüş. Prens sandığın aslında kurbağaymış.
*Haremlik-selamlık eğitime sevgili bakanımızdan destek gelmiş efenim. Bir çok ülkede kızlar ayrı erkekler ayrı okuduğunu söylemiş. Bizde niye olmasın demişmiş. Yorumumu içimden yapıyorum. Siz duymayın ayıp.
*Memeleriyle resim yapan bir ressamı okudum. İri memeleriyle yaptığı resimler internetten 1400 liraya kadar alıcı buluyormuş. Diğer ressamların ne yaptığı umrunda değilmiş. Yok ki öyle bir yeteneğim para kazanayım. Yeteneğim olsa bile doğam gereği o malzeme bende yok
*Bir çoğunuz buna karşı çıkacak biliyorum ama kimse itiraz etmesin küfür seven bir milletiz. Hem küfür ediyoruz hem de başkalarının ettiği küfürleri duymak hoşumuza gidiyor. Düşünsenize yabancılara ilk öğrettiğimiz kelimeler küfür oluyor. Çocuk konuşmaya başlayınca küfür ettiriyoruz ve başkalarına karşı söylettiriyoruz çok matah birşeymiş gibi karşılarına geçip gülüyoruz ve çocuk küfürü iyi bir şey sanıyor. Neden anlattım tüm bunları. Gözün aydın Türkiye Recep İvedik 4 geliyor.
*Bugünlerde sanırım sıcaklarında etkisiyle ben dahil herkes devreleri yakmış durumda.
*Son söz son zamanların bomba yaratan lafı "Kadın-erkek eşit değildir." Değildir tabi, kadınlar üstündür, yüzyıllardı dünyayı kadınlar yönetir perde arkasından kimse farkında değil.
*Bu da boy polemikçilerine gelsin. http://fizy.com/#s/1j65ep
3 Ağustos 2010 Salı
Biz Sana Film Çekemezsin Demedik

Hava, Su, Toprak, Ateş… Kaderleri birbirine bağlanmış dört ülkedir. Ateş Ülkesi’nin diğerlerine karşı vahşice bir savaş başlatmasıyla bir anda herşey değişir.
Koskoca bir yüzyıl geçtiği halde bu yıkım sürecini değiştirecek en küçük bir umut belirtisi bile yoktur.
Fakat günün birinde Aang adlı bir avatar ortaya çıkar. Aang hayatta kalmak ve avatarlık görevini yapmak zorundadır.
Avatar The Last Airbender'ın çekileceğini duyunca benim gibi animesinin takipçisi olan bir çok insan için heyecanlı ve meraklı bekleyiş başladı. Hayallerimiz gerçek oluyordu. Aang, Sokka, Katara,Zuko beyazperdeye taşınıyordu. Sürekli takipteydik, açıkçası yönetmeninin Shyamalan olduğunu duyunca ilk hevesim kırılmaya başladı. Daha önce 6.His, Köy gibi başarılı yapımlara imza atan Shyamalan, neden yapamasın ki diye düşündüm fakat yapımcılar benim gibi düşünmüyordu ve vazgeçmesini söylüyordu. Fakat Shyamalan ısrarla filmi çekmeyi istedi. Peki dedik belki çeker. Oyuncular yavaş yavaş belli olmaya başlayınca tereddüte düştük. Sokka yı Dev Patel oynayacaktı ve Hintli'ydi. Fakat Ateş ulusu beyazdı. O kadar kusur kadı kızında da olur dedik yine heyecanla beklemeye başladık. Nihayet herşey hazırdı ve fragmanları dönmeye başladı. Fragmanlar dönmeye başladıkça, filmin gösterim tarihini 4 gözle beklemeye başladık. Hayallerimiz gerçek oluyordu. Filmini görmek istediğimiz anime en sonunda beyazperdede boy gösterecekti. Nihayet beklediğimiz an geldi ve Avatar gösterime girdi.
Animesini izlemeyenlerin beğendiği film olmuştu Son Hava Bükücü, fakat animesinin bağımlısı olan herkes için tam bir hayal kırıklığı yaşattı. Şapşal olması gereken Sokka çok zekiydi, Aang birden herşeyi öğrendi. Toprak krallığı gemide değildi. Katara hemen su bükmeye başladı. Zuko saçlıydı ve yara izi yok denecek kadar azdı. Çay bağımlısı ve kısa boylu olan Zuko'nun amcası film uzun boyluydu ve film boyunca tek bir sefer bile çay kelimesi geçmedi. Konu çok atlamıştı ve az önce de belirttiğim gibi animesinin hayranı olan herkes için bir hayalkırıklığı oldu.
Biz sana film çekemezsin demedik Şıyamalan, sadece bildiğin türde çek dedik.
28 Temmuz 2010 Çarşamba
Günlükten Notlar 10
*Merhaba
*10 benim için dalya demek. Gerçi 100de dalya oluyor ama 100e kadar dayanabilir miyim bilmem. Aslında ben dayanırım da siz dayanabilir misiniz onu hiç bilemem.
*van tu tri,.... ten. ... ayten. ne çekti ayten bu tekerleme yüzünden. Bir de 1-2-3...-10 kırmızı don olayı var ki ona hiç girmiyorum. Yılbaşında girerim belki
*Buradan capon bilim adamlarına sesleniyorum çamaşır makinelerine ön yıkama ve sıkmayı koydunuz, teşekkür ederiz. Ama ütü yapıp katlayanı da olsun makinelerin rica edeceğim, hiç çekilmiyor bu sıcakta ütü yapmak.
*Yakında isveçli bilim adamlarına da sesleneceğim hazır olun. İsviçreli de olur.Artık kim üstüne alınırsa.
*Pratik bilgi: Her notta yeni şeyler ekleyeyim diyorum. Hepsine devam edemiyorum elimden geldiği kadar işte neyse bu hafta pratik bilgi vereyim. Çünkü köydeydim öğrendim. Efenim salatalıkları dilim dilim doğrayıp aleminyum folyonun üstüne koyuyorsunuz. Salatalıkla birleşen aleminyum etrafa böceklerin hoşlanmadığı bir koku yayarak gelmelerini engelliyor. Böylece balkonda böceksiz bir gece geçiriyorsunuz. Ama sivrisineklere birşey diyemeyeceğim. Onlar için çözüm bulamadık. Fesleğen bile fayda etmedi. Bende alıştım artık, damardan veriyorum kanı, yazık onunda ihtiyacı var beslenmeye.
*Geçen çıkan bölümde, izleyenler bilir (sanki dizi izliyorsunuz cık cık cık)Romanya'daki kayıp teyzemden bahsetmiştim. En çok görmek istediğim yerlerden biridir Romanya ata toprakları olduğu için sanırım. Neyse kayıp teyzeme gelelim. Dedemin ilk evliliğinden bir kız çocuğu varmış. Romanya'dan gelirken teyzemi getirememişler. Bir ara sınır kapıları tekrar Romanya'daki Türkler için açılınca çok sevinmiştim, bir teyzem daha gelecek diye oysa gelmedi. Çünkü, çünkü, çünkü... yokmuş öyle birşey. Yıllarca annem ve 3 teyzem bizi kandırmışlar. 3 teyze neyimize yetmiyorsa bir teyze daha beklemişiz. Ne kadar safmışım, hala da safımdır. Annem zaman zaman beni kandırır.
*Küçük bir çocukken, sessiz sakin bir çocukmuşum. Hiçbirşey istemezmişim. Bir gün birşey isteyeceğim tutmuş, paramız da yokmuş. Annem beni yine kandırmış. "Ne yapacan onu yanmış o baksana". Bu şey kazandibi tatlısıdır. Nasıl bir bilinçaltıysa her pastaneye gittiğimde kazandibi mutlaka yerim.Hiçbir arkadaşım anlayamamıştı neden sürekli kazandibi yediğimi. İşte itirafım.
*Mutfağımdan bahsetmediğimi farkettim uzun zamandır. Yine bahsetmeyeceğim.Heveslenmeyin. Çünkü param bittikçe köye gidip anne yemeği yiyorum. Çok alıştım anne yemeğine ve bahçeden çıkan sebzelerle yemek yemeye. Köye mi yerleşsem napsam.
*Mutfak diyince aklıma geldi. Yemek yemeye bile üşenir oldum, son günlerde sıcaktan sanırım. Geçen dolaba su almaya diye gittim. Mercimek köftesini gördüm. Okudum nasıl yapıldığını içindekilere baktım.Uğraşamam şimdi uzun iş diyip dolabı kapadım. Su ne oldu. Unuttum.
*Geçen kafenin birinde akıtma istedim. Acayip bir şekilde yüzüme baktı garson. Ee dedim pardon ee ne diyorlar sizin orda he krepti değil mi evet evet krep istiyorum dedim. Çocuk beni deli sanıyor. Sanırım artık garson çocuk geldi yine manyak diyor. beni görünce tuhaf bakıyor çünkü. Akıtma ne zaman krep oldu yahu.
*Bir yazar iki kitap zevkli, bir çırpıda okunabilecek, eğlenceli kitaplar Murat Menteş; Dublörün Dilemması, Korkma Ben Varım tavsiyemdir.
*Frances Fermer, star gibi yaşamak istemeyen, kazandıklarını dağıtan, böyle davrandığı için akıl hastanesine kapatılıp ilk ilaçların üzerinde denendiği akıllı ve güzel kadın. Ebru Sevindik; serdar ortaçın müzik klonlarından, ısıtmalı, mısıtmalı klozet sisteminin tanıtıldığı bir programda fiyatların pahalı olduğundan bahsedilir ve şu lafı eder "En çok paraları biz kazanıyoruz, tabii ki en iyi hayatı yaşamak bizim hakkımız" Yorumsuz (Yorumsuz yazdım ama ettiğim küfürleri buraya yazmak için terbiyem müsait değil)
*Kuzey Afrika'ya giden olursa siparişimdir. Bana 15-20 kilo marula getirsin. Rica ediciim.Parası neyse veririz.
*Büyük bir merakla beklediğim Avatarı izledim. Yani Son Hava Bükücüyü. Zaten Şıyalamanın yapımına ilk baştan karşı çıkan eleştirmenlerin boşuna olmamış eleştirileri.Şıyalaman yalan olmuş. Çizgi filmini seyredip te filmden büyük hayal kırıklığı uğrayanlardanım.Fantastik film çekme şıyalaman. Rica ediciim,beceremiyorsun. Cast seçimin bile yanlış
*Hayatınızdaki odunları bana gönderiniz. Kış geliyor yakacak lazım.
*Bugün yani 28 Temmuz sabahı, kalktığımdan beri düşünüyorum.Bugün birşey vardı. Bugün özel bir gün ama ne düşün düşün öğleden sonra kafa çalışmaya başladı. Annemle babamın 35 sene önce dünya evine girme günleri.İstanbuldalardı, ama dünyalarından bihaber. Aradığımda ikisini bir arada yakalayamadım. Babam İzmite dönüyordu. Annem İstanbulda kalmıştı. İkisini de tek tek kutladım. Beni ve kardeşimi yetiştirip bu zamanlara kadar getirdikleri için, bizim için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştıkları için kendilerine minnetarım.
*Hadi bakalım. Yeni notlarda görüşmek üzere.Kendinize iyi bakınız rengarenk olunuz. http://fizy.com/#s/1joyy1
*10 benim için dalya demek. Gerçi 100de dalya oluyor ama 100e kadar dayanabilir miyim bilmem. Aslında ben dayanırım da siz dayanabilir misiniz onu hiç bilemem.
*van tu tri,.... ten. ... ayten. ne çekti ayten bu tekerleme yüzünden. Bir de 1-2-3...-10 kırmızı don olayı var ki ona hiç girmiyorum. Yılbaşında girerim belki
*Buradan capon bilim adamlarına sesleniyorum çamaşır makinelerine ön yıkama ve sıkmayı koydunuz, teşekkür ederiz. Ama ütü yapıp katlayanı da olsun makinelerin rica edeceğim, hiç çekilmiyor bu sıcakta ütü yapmak.
*Yakında isveçli bilim adamlarına da sesleneceğim hazır olun. İsviçreli de olur.Artık kim üstüne alınırsa.
*Pratik bilgi: Her notta yeni şeyler ekleyeyim diyorum. Hepsine devam edemiyorum elimden geldiği kadar işte neyse bu hafta pratik bilgi vereyim. Çünkü köydeydim öğrendim. Efenim salatalıkları dilim dilim doğrayıp aleminyum folyonun üstüne koyuyorsunuz. Salatalıkla birleşen aleminyum etrafa böceklerin hoşlanmadığı bir koku yayarak gelmelerini engelliyor. Böylece balkonda böceksiz bir gece geçiriyorsunuz. Ama sivrisineklere birşey diyemeyeceğim. Onlar için çözüm bulamadık. Fesleğen bile fayda etmedi. Bende alıştım artık, damardan veriyorum kanı, yazık onunda ihtiyacı var beslenmeye.
*Geçen çıkan bölümde, izleyenler bilir (sanki dizi izliyorsunuz cık cık cık)Romanya'daki kayıp teyzemden bahsetmiştim. En çok görmek istediğim yerlerden biridir Romanya ata toprakları olduğu için sanırım. Neyse kayıp teyzeme gelelim. Dedemin ilk evliliğinden bir kız çocuğu varmış. Romanya'dan gelirken teyzemi getirememişler. Bir ara sınır kapıları tekrar Romanya'daki Türkler için açılınca çok sevinmiştim, bir teyzem daha gelecek diye oysa gelmedi. Çünkü, çünkü, çünkü... yokmuş öyle birşey. Yıllarca annem ve 3 teyzem bizi kandırmışlar. 3 teyze neyimize yetmiyorsa bir teyze daha beklemişiz. Ne kadar safmışım, hala da safımdır. Annem zaman zaman beni kandırır.
*Küçük bir çocukken, sessiz sakin bir çocukmuşum. Hiçbirşey istemezmişim. Bir gün birşey isteyeceğim tutmuş, paramız da yokmuş. Annem beni yine kandırmış. "Ne yapacan onu yanmış o baksana". Bu şey kazandibi tatlısıdır. Nasıl bir bilinçaltıysa her pastaneye gittiğimde kazandibi mutlaka yerim.Hiçbir arkadaşım anlayamamıştı neden sürekli kazandibi yediğimi. İşte itirafım.
*Mutfağımdan bahsetmediğimi farkettim uzun zamandır. Yine bahsetmeyeceğim.Heveslenmeyin. Çünkü param bittikçe köye gidip anne yemeği yiyorum. Çok alıştım anne yemeğine ve bahçeden çıkan sebzelerle yemek yemeye. Köye mi yerleşsem napsam.
*Mutfak diyince aklıma geldi. Yemek yemeye bile üşenir oldum, son günlerde sıcaktan sanırım. Geçen dolaba su almaya diye gittim. Mercimek köftesini gördüm. Okudum nasıl yapıldığını içindekilere baktım.Uğraşamam şimdi uzun iş diyip dolabı kapadım. Su ne oldu. Unuttum.
*Geçen kafenin birinde akıtma istedim. Acayip bir şekilde yüzüme baktı garson. Ee dedim pardon ee ne diyorlar sizin orda he krepti değil mi evet evet krep istiyorum dedim. Çocuk beni deli sanıyor. Sanırım artık garson çocuk geldi yine manyak diyor. beni görünce tuhaf bakıyor çünkü. Akıtma ne zaman krep oldu yahu.
*Bir yazar iki kitap zevkli, bir çırpıda okunabilecek, eğlenceli kitaplar Murat Menteş; Dublörün Dilemması, Korkma Ben Varım tavsiyemdir.
*Frances Fermer, star gibi yaşamak istemeyen, kazandıklarını dağıtan, böyle davrandığı için akıl hastanesine kapatılıp ilk ilaçların üzerinde denendiği akıllı ve güzel kadın. Ebru Sevindik; serdar ortaçın müzik klonlarından, ısıtmalı, mısıtmalı klozet sisteminin tanıtıldığı bir programda fiyatların pahalı olduğundan bahsedilir ve şu lafı eder "En çok paraları biz kazanıyoruz, tabii ki en iyi hayatı yaşamak bizim hakkımız" Yorumsuz (Yorumsuz yazdım ama ettiğim küfürleri buraya yazmak için terbiyem müsait değil)
*Kuzey Afrika'ya giden olursa siparişimdir. Bana 15-20 kilo marula getirsin. Rica ediciim.Parası neyse veririz.
*Büyük bir merakla beklediğim Avatarı izledim. Yani Son Hava Bükücüyü. Zaten Şıyalamanın yapımına ilk baştan karşı çıkan eleştirmenlerin boşuna olmamış eleştirileri.Şıyalaman yalan olmuş. Çizgi filmini seyredip te filmden büyük hayal kırıklığı uğrayanlardanım.Fantastik film çekme şıyalaman. Rica ediciim,beceremiyorsun. Cast seçimin bile yanlış
*Hayatınızdaki odunları bana gönderiniz. Kış geliyor yakacak lazım.
*Bugün yani 28 Temmuz sabahı, kalktığımdan beri düşünüyorum.Bugün birşey vardı. Bugün özel bir gün ama ne düşün düşün öğleden sonra kafa çalışmaya başladı. Annemle babamın 35 sene önce dünya evine girme günleri.İstanbuldalardı, ama dünyalarından bihaber. Aradığımda ikisini bir arada yakalayamadım. Babam İzmite dönüyordu. Annem İstanbulda kalmıştı. İkisini de tek tek kutladım. Beni ve kardeşimi yetiştirip bu zamanlara kadar getirdikleri için, bizim için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştıkları için kendilerine minnetarım.
*Hadi bakalım. Yeni notlarda görüşmek üzere.Kendinize iyi bakınız rengarenk olunuz. http://fizy.com/#s/1joyy1
18 Temmuz 2010 Pazar
Günlükten Notlar 9
*Merhaba
*Birşeyin olacağına çok inanırsanız olur. Kendinizi süper bir insan olmaya şartlarsanız, süper bir insan olursunuz. Mutlu olmayı isterseniz, mutlu olursunuz, hatta uçmayı çok isterseniz uçabilirsiniz de. Ben denedim olmuyor ama siz deneyin belki olur. Hatta iyi ve mutlu bir insan olursanız Şirinleri bile görebilirsiniz.
*Şirinler diyince 80 de çocuk olmak diye birşey vardır ya her yerde yayınlanır. Herkes şirinleri, voltranı, hemanı, clementine i, cosby ailesini vesaireyi yazar da yazar ama kimsenin aklına webster gelmez, bu beni çok üzüyordu ki, geçen aldığım haberle daha çok üzüldüm. Webster ı oynayan Gary Coleman 42 yaşında Mayıs ayında beyin kanaması yüzünden hayatını kaybetmiş.
*Bu aralar meşhur olmaya kafayı taktım, nerde kamera görsem, içine girmeye çalışıyorum. Ama çok meşhur olmak istemiyorum. Az meşhur olmak istiyorum. Çok meşhur olunca, her hareketin kameralar tarafından kontrol ediliyor. Kabus gibi, belki ben terasımın kenarında sevgilimle sevişmek istedim. Hoop kamera derler adama, tuvalete gitsen olay olur, arkadaşlarını öpsen olay olur. Magazin sayfalarının gündeminden düşmeyiz sonra. Size ne kardeşim de diyemezsin, kaba derler adama. En iyisi ben az meşhur olayım, çok meşhur olmayayım.
*Eskiden meşhur olmak için yönetmenin yatak odasından geçmek diye laf vardı. Ne kadar doğru bilemem. Hala var mı acep, eğer varsa meşhur olmaktan vazgeçiyorum. Yoksa söyleyinde bileyim ona göre meşhur olacam ya da olmayacam.
*Arkadaşım anlattıydı; sevgilisi bakımevinden köpek almaya gitmiş, erkek bir köpek almış, dişi yavru gözüne takılmış, çok masumane bakıyormuş, dayanamamış, onu da almış. Dişinin adını Frida, erkeğinkini Diego koymuş. Sütlerini verip işe gitmiş bir sabah, akşam eve geldiğinde Diego baygınlık geçiriyormuş, Frida da ise şiş bir göbek. Korkmuş hemen veterinere götürmüş. Meğerse, Frida, Diego yu kovalayıp, tüm sütü kendi içiyormuş. Diego açlıktan bayılacakmış.
*Eğer evlenmek istemiyorsanız ama çocuk sahibi olmak istiyorsanız, gittiğiniz sperm bankasının Türkiye'de olması gerekiyormuş, yabancı bir ülkenin sperm bankasından sperm alırsanız, davalık olursunuz. Çünkü anlı şanlı(!) Türk soyumuzu korumamış olursunuz. Maazallah hakkınızda dava bile açılabilir. Bknz: Sevda Demirel
*Magazin dünyası bomba bir haberle sallanırken, benimde iki çift laf etmeden durmam olmaz. Sevgilisinden ayrıldıktan sonra büyük bir hızla çapkınlık sularında yüzmesinin sebebi, ex aşkına tüm ünlülerle beraber olacağını söylemesiymiş. Ünlü olanlar kaçın. Geliyor. Beni kızdıranlarada bedduam artık "Şahan teras kenarında öpsün seni"dir.
*Okuduklarım; Pınar Korkmaz, Hepinizden Korkuyorum (bitti), Ahmet Ümit, Bir İstanbul Hatırası(az kaldı), Fikret Hakan, Joe Brico masumdur(az kaldı), Ayça Atçı, Matruşka (yeni başladım)
İzlediklerim; Clash of Titans, Paris'ten Sevgilerle, Ay Lav Yu, Kolay Para, Kurdun Günü
*Kötü bir haber, sinir edici bir haber, yine kadere bağlanan bir haber. Bir anasıfı öğrencisi tuvaletteli lavabonun düşüp parçaları boğazına battığından dolayı ölmüş. Okulda ihmal yokmuşmuş. Ufacık çocuğun ölmesi kadere bağlanmış. At suçu kadere, kurtul sorumluluktan. Baştaki bile herşeyi kadere bağladıktan sonra, imam ve cemaat ilişkisi.
*Sinirlendim, sayfayı örtüyorum ve bu parçayı da herşeyi kadere bağlayan tüm kadercilere armağan ediyorum. http://fizy.com/#s/1ai8sj
*1 dakika 1 dakika sayfayı örtmeden önce unuttum. Buradan Kamboçya'daki halama, Romanya'ki kayıp teyzeme, Kahire'deki enişteme, Papua Yeni Gine'deki halamın kızı Zehra'ya selamlarımı iletiyorum.
*Hepinizi Ay Lav yu
*Birşeyin olacağına çok inanırsanız olur. Kendinizi süper bir insan olmaya şartlarsanız, süper bir insan olursunuz. Mutlu olmayı isterseniz, mutlu olursunuz, hatta uçmayı çok isterseniz uçabilirsiniz de. Ben denedim olmuyor ama siz deneyin belki olur. Hatta iyi ve mutlu bir insan olursanız Şirinleri bile görebilirsiniz.
*Şirinler diyince 80 de çocuk olmak diye birşey vardır ya her yerde yayınlanır. Herkes şirinleri, voltranı, hemanı, clementine i, cosby ailesini vesaireyi yazar da yazar ama kimsenin aklına webster gelmez, bu beni çok üzüyordu ki, geçen aldığım haberle daha çok üzüldüm. Webster ı oynayan Gary Coleman 42 yaşında Mayıs ayında beyin kanaması yüzünden hayatını kaybetmiş.
*Bu aralar meşhur olmaya kafayı taktım, nerde kamera görsem, içine girmeye çalışıyorum. Ama çok meşhur olmak istemiyorum. Az meşhur olmak istiyorum. Çok meşhur olunca, her hareketin kameralar tarafından kontrol ediliyor. Kabus gibi, belki ben terasımın kenarında sevgilimle sevişmek istedim. Hoop kamera derler adama, tuvalete gitsen olay olur, arkadaşlarını öpsen olay olur. Magazin sayfalarının gündeminden düşmeyiz sonra. Size ne kardeşim de diyemezsin, kaba derler adama. En iyisi ben az meşhur olayım, çok meşhur olmayayım.
*Eskiden meşhur olmak için yönetmenin yatak odasından geçmek diye laf vardı. Ne kadar doğru bilemem. Hala var mı acep, eğer varsa meşhur olmaktan vazgeçiyorum. Yoksa söyleyinde bileyim ona göre meşhur olacam ya da olmayacam.
*Arkadaşım anlattıydı; sevgilisi bakımevinden köpek almaya gitmiş, erkek bir köpek almış, dişi yavru gözüne takılmış, çok masumane bakıyormuş, dayanamamış, onu da almış. Dişinin adını Frida, erkeğinkini Diego koymuş. Sütlerini verip işe gitmiş bir sabah, akşam eve geldiğinde Diego baygınlık geçiriyormuş, Frida da ise şiş bir göbek. Korkmuş hemen veterinere götürmüş. Meğerse, Frida, Diego yu kovalayıp, tüm sütü kendi içiyormuş. Diego açlıktan bayılacakmış.
*Eğer evlenmek istemiyorsanız ama çocuk sahibi olmak istiyorsanız, gittiğiniz sperm bankasının Türkiye'de olması gerekiyormuş, yabancı bir ülkenin sperm bankasından sperm alırsanız, davalık olursunuz. Çünkü anlı şanlı(!) Türk soyumuzu korumamış olursunuz. Maazallah hakkınızda dava bile açılabilir. Bknz: Sevda Demirel
*Magazin dünyası bomba bir haberle sallanırken, benimde iki çift laf etmeden durmam olmaz. Sevgilisinden ayrıldıktan sonra büyük bir hızla çapkınlık sularında yüzmesinin sebebi, ex aşkına tüm ünlülerle beraber olacağını söylemesiymiş. Ünlü olanlar kaçın. Geliyor. Beni kızdıranlarada bedduam artık "Şahan teras kenarında öpsün seni"dir.
*Okuduklarım; Pınar Korkmaz, Hepinizden Korkuyorum (bitti), Ahmet Ümit, Bir İstanbul Hatırası(az kaldı), Fikret Hakan, Joe Brico masumdur(az kaldı), Ayça Atçı, Matruşka (yeni başladım)
İzlediklerim; Clash of Titans, Paris'ten Sevgilerle, Ay Lav Yu, Kolay Para, Kurdun Günü
*Kötü bir haber, sinir edici bir haber, yine kadere bağlanan bir haber. Bir anasıfı öğrencisi tuvaletteli lavabonun düşüp parçaları boğazına battığından dolayı ölmüş. Okulda ihmal yokmuşmuş. Ufacık çocuğun ölmesi kadere bağlanmış. At suçu kadere, kurtul sorumluluktan. Baştaki bile herşeyi kadere bağladıktan sonra, imam ve cemaat ilişkisi.
*Sinirlendim, sayfayı örtüyorum ve bu parçayı da herşeyi kadere bağlayan tüm kadercilere armağan ediyorum. http://fizy.com/#s/1ai8sj
*1 dakika 1 dakika sayfayı örtmeden önce unuttum. Buradan Kamboçya'daki halama, Romanya'ki kayıp teyzeme, Kahire'deki enişteme, Papua Yeni Gine'deki halamın kızı Zehra'ya selamlarımı iletiyorum.
*Hepinizi Ay Lav yu
9 Temmuz 2010 Cuma
Günlükten Notlar 8
*Uzun bir dipten sonra, sıçrayarak havalandım. Fazla sıçramış olmalıyım ki şu an zirveden yazıyorum. Zirveden merhaba
*10102010 tarihinde evlenmek isteyen varsa şimdiden vazgeçsin. Çünkü dolmuş tüm nikah daireleri, 11112011 e tarih alınmaya başlamış. Sordum 13132013 e kimse o tarihe istememiş, o gün boşmuş. O zaman evlenmeye karar verdim.
*Düğünleri sevmiyorum ya mümkün olursa kendi düğünüme de gitmeyecem. Hatta düğün bekleyen insanları daha fazla sevmiyorum."Hadi evlen artık ta düğün görelim, iki oynayalım". Sizi eğlendirmek için mi evlenecem ben. Oynamak istiyorsan bak fuarda açık artık, düğün salonları da ful, her hafta sonu en az 5 düğün oluyor. Git birinde oyna.
*Bir de düğünlerde zorla oynatırlar di mi? "Ölümü gör kalk abi""Biz biliyozda mı oynuyoz.""Hepimiz apaçiyiz"
*Bir akşam fuara gidip adrenalin salgılayalım dedi bir arkadaşım. Kamikazeye binecekmişiz, adrenalinin dibine vuracakmışız. Olur dedim ama tırsmıyor da değilim. Sonra düşündüm ben her gece adrenalin salgılıyorum zaten. Karıncalar (onlar birşey yapmıyor gerçi), yılanlar(Onu da ben görmedim) kapımın önünde görmüşler(belki beni kandırdılar, bilmiyorum), dün gece kertenkele vardı yatağımda, babası sandı beni herhalde. En son nefes alışverişler duyuyordum. Kimse inanmıyordu bana, teyzemin kızı da tasdikleyince, evimi korku tüneli olarak açmaya karar verdim. Full adrenalin
*Ben iyi ki düğün dedim. Arka sokakta düğün varmış. Sesi ancak duydum. Bir şarkı söylüyordu iğrenç sesli bir adam "çiçekçi kız bak banaaa, sarı lira vereceğim sanaaa" teyzem dediydi dedim kendi kendime bu şarkının bu sene düğünlerde çalacağını.
*Pek televizyon seyretmem. Ancak babamlara gittiğimde ya da misafirliğe gittiğimde televizyon açıksa feci halde gözüm takılıyor. "Sarı lira vereceğim ben sanaaa" şarkısını da teyzemlerde görmüştüm. Gönülçelendi herhalde ismi. Yalnız reklam hastasıyım. Küçük çocuklar gibi ekrana kilitlenip kalıyorum. Küçük çocukların da neden reklama taktıklarını anlamış değilim yıllarca. Sırf anlamak için seyrediyorum. Belki de büyümeyen bir çocuğum ben nerden belli.
*Fikret Hakan'ın "Joe Brico Masumdur" adlı kitabında bir hikaye var. Tam benim senaryolaştırmak istediğim hikayeydi. İzin mi almam gerekiyor acaba Fikret Hakan'dan. Benim kafamda dönüp duran hikayelerin ya da senaryolaştırmak istediklerimin başkası tarafından daha önce hikayesi yazılmış ya da filmi çekilmiş olması beni çok ama çok hüzünlendiriyor.
*Düğüne geri dönüyorum. Bugün bir haber okudum. Hangi şehir olduğunu unuttum. Yeri farketmez. Kınada takılan takıları kız tarafı, düğünde takılan takıları erkek tarafı alacakmış. Böyle anlaşmış aileler fakat takı töreninden hemen sonra ortalık karışmış. Koşarak takıları almak için damat ve gelinin odasına gitmişler ve taraflar birbirine girmiş. Takılan takıları niye paylaşılmış aileler arasında, damat ve geline ne kalacakmış anlamadım. Anlaşma da onların yani damat ve gelinin parmağı varmıymış onu da anlamadım. Tamamıyla saçma geldi. Takılan takıları neden vereyim ki? Sevmiyorum işte düğünleri
*Ben böyle konuşuyorum ya düğünleri sevmem de, milleti mi eğlendircem de falan filan diye, herhalde evlenirken sazlı sözlü çalgılı 40gün40gece düğün yapacam. Al diyecekler bana, o kadar atıp tuttun, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.
*Evlenirsem şayet imam nikahı kıyacam önce, eğer anlaşırsak resmi nikah kıyarız. İmam nikahı ile boşanmak kolay oluyor, anlaşamazsak :)
*Yazdıklarımı genelde okumam, yazarım ve yayınlarım. Bu sefer değişiklik yaptım. Okudum da ne çok evlilik ve düğünden bahsetmişim. Başıma gelecek varda du bakalım.
*Geçen net sitelerine dolaşırken, bir kitap gözüme çarptı. David Gilmour'dan Film Kulübü, kitaba anında aşık oldum zaten. Tam benlik bir kitap. Okumak istemeyen oğluna tek şart koşuyor. Hafta da beraber 3 film seyretmek. 2 günde bitirdim kitabı. Daha bir anlamlı seyretmeye başladım filmleri. Eğer çocuğum olursa bende film seyrettirmeye karar verdim.
* Bu arada bilenler bilir. İlk seyrettiğim film sinemada Ümit Besen'den Islak Mendil'di. Büyük bir travma geçirdim. O travmayı atlatmak için sürekli film seyrediyorum.
*Film seyrettirmenin en zoru, senin sevdiğin filmi,filmi verdiğin kişinin filmi sevmemesidir ki, anlatamazsın da. Bu beni çok üzüyor.
*Size film koleksiyonumu göstereyim mi :)
*Güzel olduğunuz kadar küstahsınızda bayan
*Yaz ayının gelmesi ile birlikte balkonlarda yaşayan iki ayaklı hayvanuslar ortaya çıktı. Bunlar geceleri sadece ama sadece geceleri ortaya çıkıp anıra anıra konuşurlarki, uyumak bir rüyadır. Bunların yüzünden zar zor uyuduğunuz kısa uykunuzdan kalkıp işe gittiğinizde, gece göremediğini rüyaları gündüz iş yerinde görürsünüz. Dün gece 0000-0030 saatleri civarı eve gelirken sessiz sakin ve derin düşünceler içinde, bu balkonlarda yaşayan hayvanuslardan biri affedersiniz gaz çıkardı ve iğrenç bir sesle, derin düşünceler içinde olan ben birden aklımı çıldırdım korkudan. Domuz çıktı sandım.
*İğrenç seslerden bahsetmişken çok ilginç bir haber okudum. Dünya kupası ile birlikte son zamanların ünlü çalgı aleti haline gelen vuvuzella-vızıltella klasik müziğe de girmiş, gözümüz aydın. Girdiyse klasik müzik dinlemeyi bırakıyorum.
*Şimdilik bu kadar. Çömelsem mi ayakta mı dursam karar veremedim. Çömelince zaten kısa olan boyum daha da kısalacak. Ayakta durayım ben en iyisi.
*İnsan öylece sakince dururken, içinde fırtınalar kopabiliyor.http://fizy.com/#s/1f9xba
*Vedric kaçar olmadan deli
*10102010 tarihinde evlenmek isteyen varsa şimdiden vazgeçsin. Çünkü dolmuş tüm nikah daireleri, 11112011 e tarih alınmaya başlamış. Sordum 13132013 e kimse o tarihe istememiş, o gün boşmuş. O zaman evlenmeye karar verdim.
*Düğünleri sevmiyorum ya mümkün olursa kendi düğünüme de gitmeyecem. Hatta düğün bekleyen insanları daha fazla sevmiyorum."Hadi evlen artık ta düğün görelim, iki oynayalım". Sizi eğlendirmek için mi evlenecem ben. Oynamak istiyorsan bak fuarda açık artık, düğün salonları da ful, her hafta sonu en az 5 düğün oluyor. Git birinde oyna.
*Bir de düğünlerde zorla oynatırlar di mi? "Ölümü gör kalk abi""Biz biliyozda mı oynuyoz.""Hepimiz apaçiyiz"
*Bir akşam fuara gidip adrenalin salgılayalım dedi bir arkadaşım. Kamikazeye binecekmişiz, adrenalinin dibine vuracakmışız. Olur dedim ama tırsmıyor da değilim. Sonra düşündüm ben her gece adrenalin salgılıyorum zaten. Karıncalar (onlar birşey yapmıyor gerçi), yılanlar(Onu da ben görmedim) kapımın önünde görmüşler(belki beni kandırdılar, bilmiyorum), dün gece kertenkele vardı yatağımda, babası sandı beni herhalde. En son nefes alışverişler duyuyordum. Kimse inanmıyordu bana, teyzemin kızı da tasdikleyince, evimi korku tüneli olarak açmaya karar verdim. Full adrenalin
*Ben iyi ki düğün dedim. Arka sokakta düğün varmış. Sesi ancak duydum. Bir şarkı söylüyordu iğrenç sesli bir adam "çiçekçi kız bak banaaa, sarı lira vereceğim sanaaa" teyzem dediydi dedim kendi kendime bu şarkının bu sene düğünlerde çalacağını.
*Pek televizyon seyretmem. Ancak babamlara gittiğimde ya da misafirliğe gittiğimde televizyon açıksa feci halde gözüm takılıyor. "Sarı lira vereceğim ben sanaaa" şarkısını da teyzemlerde görmüştüm. Gönülçelendi herhalde ismi. Yalnız reklam hastasıyım. Küçük çocuklar gibi ekrana kilitlenip kalıyorum. Küçük çocukların da neden reklama taktıklarını anlamış değilim yıllarca. Sırf anlamak için seyrediyorum. Belki de büyümeyen bir çocuğum ben nerden belli.
*Fikret Hakan'ın "Joe Brico Masumdur" adlı kitabında bir hikaye var. Tam benim senaryolaştırmak istediğim hikayeydi. İzin mi almam gerekiyor acaba Fikret Hakan'dan. Benim kafamda dönüp duran hikayelerin ya da senaryolaştırmak istediklerimin başkası tarafından daha önce hikayesi yazılmış ya da filmi çekilmiş olması beni çok ama çok hüzünlendiriyor.
*Düğüne geri dönüyorum. Bugün bir haber okudum. Hangi şehir olduğunu unuttum. Yeri farketmez. Kınada takılan takıları kız tarafı, düğünde takılan takıları erkek tarafı alacakmış. Böyle anlaşmış aileler fakat takı töreninden hemen sonra ortalık karışmış. Koşarak takıları almak için damat ve gelinin odasına gitmişler ve taraflar birbirine girmiş. Takılan takıları niye paylaşılmış aileler arasında, damat ve geline ne kalacakmış anlamadım. Anlaşma da onların yani damat ve gelinin parmağı varmıymış onu da anlamadım. Tamamıyla saçma geldi. Takılan takıları neden vereyim ki? Sevmiyorum işte düğünleri
*Ben böyle konuşuyorum ya düğünleri sevmem de, milleti mi eğlendircem de falan filan diye, herhalde evlenirken sazlı sözlü çalgılı 40gün40gece düğün yapacam. Al diyecekler bana, o kadar atıp tuttun, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.
*Evlenirsem şayet imam nikahı kıyacam önce, eğer anlaşırsak resmi nikah kıyarız. İmam nikahı ile boşanmak kolay oluyor, anlaşamazsak :)
*Yazdıklarımı genelde okumam, yazarım ve yayınlarım. Bu sefer değişiklik yaptım. Okudum da ne çok evlilik ve düğünden bahsetmişim. Başıma gelecek varda du bakalım.
*Geçen net sitelerine dolaşırken, bir kitap gözüme çarptı. David Gilmour'dan Film Kulübü, kitaba anında aşık oldum zaten. Tam benlik bir kitap. Okumak istemeyen oğluna tek şart koşuyor. Hafta da beraber 3 film seyretmek. 2 günde bitirdim kitabı. Daha bir anlamlı seyretmeye başladım filmleri. Eğer çocuğum olursa bende film seyrettirmeye karar verdim.
* Bu arada bilenler bilir. İlk seyrettiğim film sinemada Ümit Besen'den Islak Mendil'di. Büyük bir travma geçirdim. O travmayı atlatmak için sürekli film seyrediyorum.
*Film seyrettirmenin en zoru, senin sevdiğin filmi,filmi verdiğin kişinin filmi sevmemesidir ki, anlatamazsın da. Bu beni çok üzüyor.
*Size film koleksiyonumu göstereyim mi :)
*Güzel olduğunuz kadar küstahsınızda bayan
*Yaz ayının gelmesi ile birlikte balkonlarda yaşayan iki ayaklı hayvanuslar ortaya çıktı. Bunlar geceleri sadece ama sadece geceleri ortaya çıkıp anıra anıra konuşurlarki, uyumak bir rüyadır. Bunların yüzünden zar zor uyuduğunuz kısa uykunuzdan kalkıp işe gittiğinizde, gece göremediğini rüyaları gündüz iş yerinde görürsünüz. Dün gece 0000-0030 saatleri civarı eve gelirken sessiz sakin ve derin düşünceler içinde, bu balkonlarda yaşayan hayvanuslardan biri affedersiniz gaz çıkardı ve iğrenç bir sesle, derin düşünceler içinde olan ben birden aklımı çıldırdım korkudan. Domuz çıktı sandım.
*İğrenç seslerden bahsetmişken çok ilginç bir haber okudum. Dünya kupası ile birlikte son zamanların ünlü çalgı aleti haline gelen vuvuzella-vızıltella klasik müziğe de girmiş, gözümüz aydın. Girdiyse klasik müzik dinlemeyi bırakıyorum.
*Şimdilik bu kadar. Çömelsem mi ayakta mı dursam karar veremedim. Çömelince zaten kısa olan boyum daha da kısalacak. Ayakta durayım ben en iyisi.
*İnsan öylece sakince dururken, içinde fırtınalar kopabiliyor.http://fizy.com/#s/1f9xba
*Vedric kaçar olmadan deli
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)