Diyelim ki Alaska'ya çıkıyorsunuz, uçakla gidiyorsunuz, Alaska ya inecekken tam aşağıda geyikler görüyorsunuz. Fotoğraf çekmek istiyorsunuz çekemezsiniz.Yasak. Aşağıya indiniz. Uyuyan bir ayı gördünüz. Dokunmayın fotoğrafını da çekmeyin. Uyuyan bir ayıyı fotoğraf çekmek suretiyle uyandırmak yasak çünkü. Siz yolunuza devam edin. Geyik çıkarsa karşınıza şaşırmayın. O sizin yukardan fotosunu çekemediğiniz geyik. Sizinle gelmek isterse alın onu da uçağa. İçip geyik yapmak isteyecektir sizinle. Ama sakın içki vermeyin.Çünkü cezası hapis. Eğer sizi sinirlendirirse, ki geyikler sinir bozucu tiptir. Melun melun bakarlar.Uçaktan aşağı atmaya kalkmayın. Çünküü hareket halindeki bir uçaktan geyik atmak yasak.Durunca atabilirsiniz.
Gelelim diğer ülkelere;
ALABAMA
• Motorlu taşıt kullanan bir sürücünün gözbağı kullanması yasak.(Yorumsuz)
• Pantolonun arka cebinde dondurma bulundurmak yasak.(Anlamaya çalışıyorum, ama anlam veremiyorum. Arka cepte dondurma)
• Anniston kentinin Noble Caddesi'nde bluejean giymek yasak. (Demek ki yanınızda 2 kıyafet olacak.O caddeyi geçtikten sonra bluejean giyebilirsiniz)
• Jasper kentinde, bir erkeğin eşini basparmağından daha kalın bir sopayla dövmesi yasak.(Herşekilde dövmesi yasaklansa)
• Lee ilçesinde, çarsamba günleri günes battıktan sonra fıstık satmak yasak.(Çarşamba kutsal gün mü acaba)
• Mobile kentinde, kadınlara yönelik uluma sesleri çıkarmak yasak.(Anlamadım)
ARIZONA
• Bir kaktüs kesmenin cezası 25 yıla kadar hapis.(Kaktüs te bir ağaçtır. Kesilmesin tabii)
• Eşeklerin küvette uyumasi yasak.(Benim eşeğim zaten jakuzi seviyor)
• Kırmızı bir maske ile işlenen hafif bir suç "ağır suç" sayiliyor.(Kırmızı neden ki ağır tahrik unsuru mu sayılıyor)
• Globe kentinde bir Kızılderili ile sokakta iskambil oynamak yasak.(Ne isterler kızılderililerden anlamam)
• Hayden'da, tavşanları ve kurbağaları rahatsız edenler, para cezasına çarptırılıyor.(Herhalde masaldan dolayı)
• Maricopa ilçesinde bir evde 6'dan fazla kadın yaşayamıyor.(Yorum yok)
• Mohave ilçesinde, çorba çalarken yakalanmanın cezası, çorbayi hırsızın basindan asağı dökmek.
KALİFORNİYA
• Hiçbir motorlu taşıt, sürücüsü yokken saatte 75 km'den fazla sürat yapamaz.(Motorlu taşıt,hareket hali, sürücüsü yok ve sürat!!! İlgnçmiş)
• Hayvanların tavernalar ve okullara yakın alanlarda çiftleşmesi yasak. (Çocukların ahlakını bozuyor, tavernalardakini azdırıyorlar. Gitsinler başka yerde çiftleşsinler)
• Hareket halindeki bir motorlu araçtan hayvanlara ateş açmak yasak. Bu yasanın tek istisnası balinalar. (Tamamen yasaklansın)
• Arcdia kentinde, tavuskuşlarının yolda geçiş üstünlüğü var. Baldwin Park'ta havuzda bisiklet kullanmak yasak. (Hindistan'da inek Arcdia da tavuskuşu. Üstün ırk hayvanlar geliyor. Havuzda bisiklet kullanmak!Bilemedim ben şimdi)
• Los Angeles'ta, bir erkeğin eşini 5 cm'den daha kalın bir kemerle dövmesi yasak.(Tüm dünyada kadınları dövmek yasaklansın)
• Riverside'da, 11.00 - 13.00 saatleri arasinda sefertasiyla sokakta yürümek yasak. San Francisco'da Market Caddesi'nde dolaşmak fillere yasak. (Fillerinizi marketten uzak tutun)
CONNECTICUT
• Bisikletle saatte 90 km'den fazla sürat yapmak yasak.
• New Britain kentinde, yangına bile gitse, itfaiye arabaları saatte 40 km'den fazla sürat yapamazlar.(Eh çüş!)
• Hartford'da, bir kimsenin ellerinin üstünde karşıdan karşıya geçmesi yasak (amuda kalkmak diyoruz biz buna bizim buralarda ve çok severiz. Amuda kalkararak karşıdan karşıya geçmeyi. Töbe töbe)
FLORIDA
• Kuaföre giden kadınların saç kurutma makinesindeyken uyumaları yasak.(Yanarlar yoksa)
• Evli olmayan kadınların pazar günleri paraşütle atlamalari yasak. (Bu hobi için ne yazık ki evlenmek zorundasınız. -Pazar günü paraşütle atlamak istiyorum da? Bugünlük benimle evlenir misin)
• At hırsızlığının cezası idam
GEORGIA
• Adli tıpta ya da bir cesedin yanında küfür etmek yasak.(Günah günah)
• Atlanta'da, bir zürafayı telefon direğine bağlamak yasak.(Yorumsuz)
• Gainesville'de, tavuğu mutlaka elinizle yemek zorundasınız.(Aha bunlarda bizden)
GÜNEY DAKOTA
• Bir beyaz, kendi evinde ya da arazisinde beşten fazla Kızılderili görürse, öldürebilir. Kızılderililer "saldırgan taraf" kabul ediliyor.(Off yine kızılderililer, çocukluğumdan beri adamları bir rahat bırakmadılar)
• Eyalet sınırlari içindeki peynir fabrikalarında uyumak yasak.(Her yerde uyuyabilirim. Ama peynir fabrikası, farelere yem olmak istemem doğrusu)
• Spearfish kentinde 3 Kızılderili'yi sokakta vurmak serbest. (Al işte yine)
KUZEY CAROLINA
• Bir evde seks yapılırken tüm perdeler kapatılacak. (He tabii bende tamamen açık olarak, herkese karşı yapmaktan hoşlanıyorum zaten. Töbe töbe)
• Fillerin pamuk tarlalarına girmesi yasak.
• Oral seks doğaya karşi işlenmiş bir suç sayıldığı için yasak.(No comment)
MARYLAND
• Bir aslanı sinemaya götürmek yasak.(Aslanım sinemayı seviyorsa...)
• Ocean City'de, yüzerken yemek yemek yasak.(En bayıldığım şey tuzlu sulu yemek yemek)
MISSISSIPPI
• Doğal olmayan cinsel ilişkinin cezasi on yıla kadar hapis.
• Davar çalmanin cezası asılmak
MONTANA
• Yedi ya da daha fazla Kızılderili'yi bir arada görürseniz vicdan azabı çekmeden ve yasayı da arkanıza alarak öldürebilirsiniz.
• Bir kadinin eşine ait bir mektubu açması ağır suç.(Kedi, mektup ???)
NEBRASKA
• Çocukların kilisede geğirmesi yasak.(Her yerde yasak olmalı)
• Bar sahipleri çorba bulundurmak zorunda. Aksi takdirde bira satmaları yasak.(Bu iyimiş)
• Waterloo kentinde berberlerin 07.00 - 19.00 arasi soğan yemeleri yasak.(Bir de berberlerin çok konuştuğu ve akın temasta bulunduğu düşünülürse gayet normal bir yasak gibi geldi bana)
NEVADA
• Size ait bir mekanda köpeğinize ateş açan birini anında asma hakkınız var.
• Karayoluna deveyle çıkmak yasak..
• Eureka kentinde bıyıklı erkeklerin kadınları öpmeleri yasak.(Oh la la. İyi ki bıyıklı bir erkek değilim )
OHIO
• Balıkları sarhoş etmek yasak.(Rakı şişesinde balık olamayacaz mı yani)
• Clinton Ilçesi'nde, kamuya ait bir binaya yaslanmak yasak.
• Paulding'de polis köpeklerinin ısırma hakkı var.
• Strongville'de, Studs Trekel'in "Catch 22" adli kitabı yasak.
• Youngstown'da yolda arabanın benzininin bitmesi yasak. Suç islemis sayılıyorsunuz.(Aman ha)
TEKSAS
• Bir başkasının ineğinin sütünü içmek yasak.(Anlamadı ben. Sütünü içtiğim inek benim ineğim mi olmalı)
• Ayakta bira içerken bardak en fazla üç kez yudumlanabiliyor. Dördüncü yudum yasak; içmek için oturmak gerekiyor. (Yudum gözleyiciler mi var)
• Britannica Ansiklopedisi eyalet genelinde yasak. Çünkü içinde nasıl bira yapıldığı tarif ediliyor.
• Bir otelin ikinci katından mandalara ateş etmek yasak.(Hangi manyak mandalara ateş eder acaba bir otelin penceresinden)
• San Antonio'da sığır hırsızlığının cezası, hırsızı çaldıgı yerde asmak.(Çok ağırmış bu)
UTAH
• Bir atın üzerinden balık tutmak yasak.
• Kişi, nükleer silah bulundurabilir ama patlatamaz.
• Bütün karayollarında kuşlara geçiş üstünlüğü var.(Diyorum hayvanlar ele geçiriyor bizleri)
• Bir insan 50 yaşını geçtikden sonra kuzeniyle evlenebilir.(Akrabalıktan çıkıyor mu 50den sonra)
• Salt Lake City'de içinde keman bulunan bir torbayla yürümek yasak.(Torba içinde keman)
• Trementon'da ambulansta seks yasak.(Ambulans değişik bir fantazi)
VIRGINIA
• Evli olmayanlara seks yasak.(Zinaya girer.Zinhar günah)
• Kadınları gıdıklamak yasak.(Fesuphanallah)
• Bir insanın mahkeme binasının merdivenlerinde, karısını akşam 8'den önce dövmesi yasak.(Çüş)
WISCONSIN
• Trende öpüşmek yasak.(Zor oluyor zaten :) )
• Racine'de, uyuyan bir itfaiye memurunu uyandırmak yasak.(Ortalık yanıyorsa ne olcek)
WYOMING
• Haziran ayında bir tavşanın fotoğrafını çekmek yasak.
• Cheyenne kentinde, çarsamba günleri duş almak yasak.(Fenaymış)
7 Nisan 2010 Çarşamba
2 Nisan 2010 Cuma
Hikayelerim
Hikayelerim vardı benim tamamlanamamış, eksik bırakılmış hikayeler, kimisi tamamlanmak istemedi, kimisini ben tamamlayamadım. Hep yarım kaldı hikayelerim. Attım kimisini, kimisini de kaldırdım çekmecenin en karanlık köşesine.
Bazen düzeltirken çekmeceleri elime düştüler yarım kalmış hikayeler. Hüzünle bakakalırım onlara yarım kaldıkları için. Ama cesaret edemem tamamlamaya hiçbirini.
Uzun zamandır çıkmayan ama hep gözümün önünde duran hikayelerimden biri çıktı karşıma çekmecelerimi düzeltirken. Baktım, okudum, cesaret ettim, karar verdim hikayemi tamamlamaya. Belki bir düş bu hikaye. Belki bir düşüş. Ama düştüm düşlerimin hikayesinin peşine...
Bazen düzeltirken çekmeceleri elime düştüler yarım kalmış hikayeler. Hüzünle bakakalırım onlara yarım kaldıkları için. Ama cesaret edemem tamamlamaya hiçbirini.
Uzun zamandır çıkmayan ama hep gözümün önünde duran hikayelerimden biri çıktı karşıma çekmecelerimi düzeltirken. Baktım, okudum, cesaret ettim, karar verdim hikayemi tamamlamaya. Belki bir düş bu hikaye. Belki bir düşüş. Ama düştüm düşlerimin hikayesinin peşine...
13 Mart 2010 Cumartesi
Kendimce Saçmalamalar ya da Dengesiz Ruh Halleri
Uzun zamandır yüzünü göstermeyen güneş bugün yüzünü gösterdi. Tamam dün de vardı ama akşam üzeri birden bozdu. Aynen benim dengesiz ruh hallerim gibi. Güneşe çıkıyorum, güneşe dönüyorum yüzümü, kendimi değil de ruhumu ısıtıyorum. Güneşe Dön Yüzünü, Ayşe Kulin'in kitabıydı sanırım, hikayelerden oluşan. Ayşe Kulin'i sevmem ama o kitabı sevmiştim nedense. Bir de güneşe karşı işemek deyimi var da konumuzla uzaktan yakından alakası yok. Zaten bir konumuz da yok.
Dipten zirve yapmak ne muhteşem bir şeydir. Tarifi imkansız. Dipten kum çıkardım, şimdi kumları havaya saçıyorum.
Kıpır kıpır içim, ama nedeni yok. Evren bana mesaj yolluyor herhalde ama ben kapsama alanı dışındayım alamıyorum yolladığı mesajı. Anlayacağım dilde yollasın o da. Her şeyi de anlayamam ki.
Ya niye böyle oldum anlamıyorum. Kendimle konuşuyorum."Arasıra yapmak gerekir, delilik iyidir" dedi kendim bana. Herhalde cumartesi den. Cumartesi günlerini seviyorum. Çalışıyorum ama olsun. Cumartesi gecesi bana ait yarına dair kaygım olmadan Dostlarla görüşülecek sinemaya gidilecek. Ben gittim ama olsun dostlar için tekrar değer. Bir de Alice. Tim Burton için değer.
Pazarları sevmem. Temizlik, çamaşır, bulaşık gün bitti. Bir de sanırım çocukluktan beri süregelen Pazartesi sendromu. Ya arkadaş insan için okul hayatı boyunca,5 sene ilk okul, 3 sene ortaokul, 3 sene lise, 2 sene üniversite, toplam 13 sene boyunca sabahçı olur mu? Ben oldum şansa bak ki, üniversitede hiç sabahtan boş dersim yoktu. Sabah 2 saat dolu, ondan sonra 4 saat boş olan günlerim oldu. O yüzden gece 12 de yatıp öğlen 12 ye kadar uyuyan insanlara gıpta ile bakarım.
Bu hafta kabuğumdan sıyrılayım. Etkinliklere katılayım biraz. 262 live adındaki bar Soundtrack etkinliği yapacakmış. Filmleri seven adamın soundtrack etkinliğine gitmemesi de olmaz değil mi? Evet olmaz :)
Dipten zirve yapmak ne muhteşem bir şeydir. Tarifi imkansız. Dipten kum çıkardım, şimdi kumları havaya saçıyorum.
Kıpır kıpır içim, ama nedeni yok. Evren bana mesaj yolluyor herhalde ama ben kapsama alanı dışındayım alamıyorum yolladığı mesajı. Anlayacağım dilde yollasın o da. Her şeyi de anlayamam ki.
Ya niye böyle oldum anlamıyorum. Kendimle konuşuyorum."Arasıra yapmak gerekir, delilik iyidir" dedi kendim bana. Herhalde cumartesi den. Cumartesi günlerini seviyorum. Çalışıyorum ama olsun. Cumartesi gecesi bana ait yarına dair kaygım olmadan Dostlarla görüşülecek sinemaya gidilecek. Ben gittim ama olsun dostlar için tekrar değer. Bir de Alice. Tim Burton için değer.
Pazarları sevmem. Temizlik, çamaşır, bulaşık gün bitti. Bir de sanırım çocukluktan beri süregelen Pazartesi sendromu. Ya arkadaş insan için okul hayatı boyunca,5 sene ilk okul, 3 sene ortaokul, 3 sene lise, 2 sene üniversite, toplam 13 sene boyunca sabahçı olur mu? Ben oldum şansa bak ki, üniversitede hiç sabahtan boş dersim yoktu. Sabah 2 saat dolu, ondan sonra 4 saat boş olan günlerim oldu. O yüzden gece 12 de yatıp öğlen 12 ye kadar uyuyan insanlara gıpta ile bakarım.
Bu hafta kabuğumdan sıyrılayım. Etkinliklere katılayım biraz. 262 live adındaki bar Soundtrack etkinliği yapacakmış. Filmleri seven adamın soundtrack etkinliğine gitmemesi de olmaz değil mi? Evet olmaz :)
6 Mart 2010 Cumartesi
Prenses ve Kurbağa
Son zamanlarda Walt Disney'in eski çizgi sinema tekniğine dönerek,yani çizgileri tamamen elle çizilmiş bir çizgi sineması var. Prenses ve Kurbağa. Yalnız hepimizin bildiği prenses ve kurbağa masalından biraz farklı. Henüz seyretmedim ama seyredince sayfamda paylaşacağım.
Neyse anlatacağım bu çizgi sinema değil,anlatacağım hiçbir kurbağanın prense dönmeyeceği gerçeği.
Bir taşı yontarlar ve mükemmel heykeller çıkar ortaya ya da ağaçtan maketler yaparlar. İnce işçilik gerekir ve hayran olursunuz maketlere, heykellere ama sonuçta asıl malzeme taştır ya da ağaçtır.
Diyeceğim odur ki; hiç bir erkek ya da kadın değişmez. Değiştiğini sandığınız kişi için yıllar sonra şöyle diyeceksin." Aman Allah'ım bu benim sevdiğim kişi olamaz. Çok değişti çok" Aslında değişmemiştir. Siz istediğiniz için size değişmiş görünür ya da siz istediğiniz için değişir. Ama bu değişimden sıkıldığı zaman eski haline döner.
Mükemmel erkek veya mükemmel kadın yoktur. İlla ki kusurları olacaktır. Değiştiririm ben bunu derseniz yanılırsınız. Öpünce prense dönecek kurbağa yoktur. Kurbağayı öperseniz -hiç kurbağa ellemedim bilmiyorum siğil olur mu olmaz mı ama gerçekse eğer- silikon dudaklara sahip olursunuz o kadar. ;)
Neyse anlatacağım bu çizgi sinema değil,anlatacağım hiçbir kurbağanın prense dönmeyeceği gerçeği.
Bir taşı yontarlar ve mükemmel heykeller çıkar ortaya ya da ağaçtan maketler yaparlar. İnce işçilik gerekir ve hayran olursunuz maketlere, heykellere ama sonuçta asıl malzeme taştır ya da ağaçtır.
Diyeceğim odur ki; hiç bir erkek ya da kadın değişmez. Değiştiğini sandığınız kişi için yıllar sonra şöyle diyeceksin." Aman Allah'ım bu benim sevdiğim kişi olamaz. Çok değişti çok" Aslında değişmemiştir. Siz istediğiniz için size değişmiş görünür ya da siz istediğiniz için değişir. Ama bu değişimden sıkıldığı zaman eski haline döner.
Mükemmel erkek veya mükemmel kadın yoktur. İlla ki kusurları olacaktır. Değiştiririm ben bunu derseniz yanılırsınız. Öpünce prense dönecek kurbağa yoktur. Kurbağayı öperseniz -hiç kurbağa ellemedim bilmiyorum siğil olur mu olmaz mı ama gerçekse eğer- silikon dudaklara sahip olursunuz o kadar. ;)
2 Mart 2010 Salı
Scream
12 Şubat 2010 Cuma
Ben Seni Senede Bir Gün Sevdim O da Bugün Sevdim
Aslında bu konuyla ilgili yazmaya niyetim yoktu. Sevmem tüketizm çılgınlığı yaşatan günleri. Yazılanları da sevmem, nasıl çıktığı hakkında çıkan haberleri de ama sabahın kör bir vakti kahvaltıdan sonra kahvemi içip, net aleminde dolaşırken, gördüğüm bir reklam sinirimi bozdu. Reklamları severim aslında eğlenceli olurlar kimi, kimisi de sinir bozucu, insanı aşağılayıcı reklamlardır ki, bunlardan nefret ediyorum. Nasıl bir reklamcılık zihniyeti vardır anlamadım. En basitinden bir örnek Altınbaş'ın reklamı mıydı? "Şu kadarcık birşey yeter" Açlık sınırının simit çayla hesaplandığı bir ülkede yaşıyoruz ey reklam dünyasının yöneticileri, ne pırlantası. Bir de şu kadarcık birşey miş.
Konudan konuya atlamakta üstüme yok. Sinirlenince böyle oluyorum. Anlatacağım bu değil aslında. Sabah gördüğüm reklamdan bahsediyordum. Bir Ipod reklamıydı, bir mp4 ve ipod resmi. Mp4 ün altında beni seviyor yazıyor. Ipod'un altında Beni çok seviyor yazıyordu. Yok ya sevginin büyüklüğü, aldığın hediyenin büyüklüğüne göre mi ölçülüyor. Yani sevgi aslında maddiyat öyle mi? Eğer öyleyse sevmesin beni kimse param yok benim.
Bir haber izlemiştim. Sevgililer günüyle ilgili. Adamın birine soruyorlar. "İşler nasıl" Çiçekçiydi. "Süper abla en çok bugün kazanıyoruz" Sonra muhabir çiçeğin fiyatını sordu. " Bu çiçek ne kadar" "20 lira" " Normal günde ne kadar "10 lira" Fiyatlarını sallıyor olabilirim. Uzun zaman önceydi. Ama arada %100 fark olduğunu hatırlıyorum ve adam bunu söylerken yüzü bile kızarmadı. Suratında "Nihohaha siz salaksanız ben ne yapayım" der gibi bir ifade vardı.
Sevgililer günü, toplumun bize dayattığı tüketim çılgınlığından başka birşey değildir. Toplum dayatmasından ve sağda solda çıkan haberler yüzünden insanlarda beklenti de oluşur. " Ay sevgilim bana ne alacak acaba" "Bugün beni nereye götürecek acaba" "Sevgililer gününde ne yapacaz acaba" vs vs vs gibi. Ne yapacaksın diğer günlerde ne yapıyorsanız onu yapacaksınız.
Sevgililer gününde kavga eden insanlar tanıyorum." Bugün sevgililer günü ve sen bana hiçbirşey almadın" Oysa daha önce aldığı bir sürü şey vardı. "Olsun bugün özel gün almalıydı" Allahım!!! Senede bir gün sevilmez ve sevgi maddiyatla ölçülmez. Sevgilisi olanlar için her gün sevgililer günü olsun
Konudan konuya atlamakta üstüme yok. Sinirlenince böyle oluyorum. Anlatacağım bu değil aslında. Sabah gördüğüm reklamdan bahsediyordum. Bir Ipod reklamıydı, bir mp4 ve ipod resmi. Mp4 ün altında beni seviyor yazıyor. Ipod'un altında Beni çok seviyor yazıyordu. Yok ya sevginin büyüklüğü, aldığın hediyenin büyüklüğüne göre mi ölçülüyor. Yani sevgi aslında maddiyat öyle mi? Eğer öyleyse sevmesin beni kimse param yok benim.
Bir haber izlemiştim. Sevgililer günüyle ilgili. Adamın birine soruyorlar. "İşler nasıl" Çiçekçiydi. "Süper abla en çok bugün kazanıyoruz" Sonra muhabir çiçeğin fiyatını sordu. " Bu çiçek ne kadar" "20 lira" " Normal günde ne kadar "10 lira" Fiyatlarını sallıyor olabilirim. Uzun zaman önceydi. Ama arada %100 fark olduğunu hatırlıyorum ve adam bunu söylerken yüzü bile kızarmadı. Suratında "Nihohaha siz salaksanız ben ne yapayım" der gibi bir ifade vardı.
Sevgililer günü, toplumun bize dayattığı tüketim çılgınlığından başka birşey değildir. Toplum dayatmasından ve sağda solda çıkan haberler yüzünden insanlarda beklenti de oluşur. " Ay sevgilim bana ne alacak acaba" "Bugün beni nereye götürecek acaba" "Sevgililer gününde ne yapacaz acaba" vs vs vs gibi. Ne yapacaksın diğer günlerde ne yapıyorsanız onu yapacaksınız.
Sevgililer gününde kavga eden insanlar tanıyorum." Bugün sevgililer günü ve sen bana hiçbirşey almadın" Oysa daha önce aldığı bir sürü şey vardı. "Olsun bugün özel gün almalıydı" Allahım!!! Senede bir gün sevilmez ve sevgi maddiyatla ölçülmez. Sevgilisi olanlar için her gün sevgililer günü olsun
3 Şubat 2010 Çarşamba
Kendimce Saçmalamalar
Sabah son zamanlardaki gibi az kalsın uyanamıyordum. Asık bir suratla kalktım ama saçlarımı da yıkadım. Traşta oldum. O kadar üşengeçliğime rağmen, kendimi kutluyorum. Her zamanki gibi ve her iğrenç iş günü gibi işe geldim. Fatura işlerini halletim. Bu karda kışta ancak evrak işleri halledilir zaten. Sonra öğlene doğru öğleden sonra birşey oldu. Ne olduğunu sormayın bilmiyorum. Suratıma mutlu maymun ifadesi konuverdi.
Aslında müşterilerin en çok hoşuna giden şey. Gülen surat, sıcak ilgi, eyvallah, müşteriyle ilgilenirlen gülümsüyorum ama bugünkü çok farklı. İyi birşey mi olacak acaba. Ne olabilir ki? 40 senedir olmayan şeyler şimdi mi olacak. Neydi olumlu düşünürsen olur. Secret tı dimi o kitabın adı. Büyük reklamlarla lanse edilen ama içi fos çıkan. Hep olumlu düşündüm ama istediğim birşey olmadı. Yalanmış secret. Ne reklam yapmışlardı yahu Secret hakkında. İçi boş fasa fiso. Ben biliyordum zaten onları.
Neyse annem seni 35 yaşından önce evlendirmeyecem diyordu. Oldu da. Ama kaç 40 defa söyledi bunu. Face'in salak sulak testlerinde evlenme tarihim 12 Nisan 2015 yazıyordu. Çok komiğime gitti. Bir ara ölüm tarihimde 2008 çıkmıştı. Face e göre yokum ben aslında. Ölüyüm, ruhum. 2008de öldürüyor,2015 te evlendiriyor. Vay anasına. En komiğime giden de, beni Johhny Deep'e benzetti. Çok güldüm. Evde tek başıma kahkahalar ata ata. Ben bu gidişle Danny De Vito ya benzeyecem ne Johhny'si. Dökülen saçlar, şişen göbek, kısa boy. Tam Danny De Vito. O adamın da Batman deki Penguen performansına hasta olmuştum. Söz filmlerden açılmışken aklıma geçen gün gördüğüm rüya geldi. Tarantino bana Christina Ricci ile başrol teklif etti kabul etmedim. Yönetmen yardımcılığını istedim. Tarantino da onu kabul etmedi. Ama bakın ince bir nüans,yönetmenliği istemedim. Sadece yardımcı olayım istedim. Neyse Tarantino bilir. Film seyretmeyi bir süre askıya alsam iyi olacak sanırım. Hayatı bile sinema şeritleri halinde görür oldum.
Az önce bir haber okudum yine sinema ile ilgiliydi. Dünyanın en uzun sinema filmi 87 saat sürüyormuş "The Cure For İnsomnia" isimli filmin yönetmeni John Henry Timmis. İlginçmiş. 9 saat film izledim ama 87 saat hangi insan dayanıp seyredebilir merak ediyorum.
Ben bu suratıma konan mutlu maymun ifadesinden nerelere geldim. Manik geldi galiba. Bu aralar habersiz geliyor. Eskiden haber verirdi. Çok yüz göz oldum sanırım kendisiyle. Artık çat kapı geliveriyor. Geçen arkadaşıma birşey anlatıyordum. Kendimi durduramadan o kadar hızlı ve o kadar alakasız konular anlatmışım ki farkında değilim. Dediklerinden hiçbir şey anlamadım. Çok hızlı konuşuyorsun dedi ve ben hiç farkında değilim. Ama sonra konuşmanın başını düşündüm. 3d teknolojinin evlerde ve tvlerde de olmasından bahsediyordum. Arkadaşım bana yavaş konuş dediğinde askerlikten bahsediyordum. Neleri birbirine bağlayıp askerliğe geldim anlamadım. Bazen oluyor öyle.
Yine yapmışım. Bu mutlu maymun ifadesine uzun süredir alışık değilim. Garip geliyor. Ne garip değil mi uzun zaman mutsuz olunca sebepsiz mutlulukları bile sorguluyor insan. Aslında birkaç gündür hayatımda iyi şeyler olmuyor. Birkaç gün sorguladım aslında, sonra akışına bırakmaya karar verdim. İyi de olmuş herhalde. Mutlu maymun ifadesi yerleştiğine göre. Ama birşey söyleyeyim bu uzun sürmeyecek, en ufak birşeyde yine benim moralim bozulacak. Böyle hissediyorum ama umarım olmaz
Aslında müşterilerin en çok hoşuna giden şey. Gülen surat, sıcak ilgi, eyvallah, müşteriyle ilgilenirlen gülümsüyorum ama bugünkü çok farklı. İyi birşey mi olacak acaba. Ne olabilir ki? 40 senedir olmayan şeyler şimdi mi olacak. Neydi olumlu düşünürsen olur. Secret tı dimi o kitabın adı. Büyük reklamlarla lanse edilen ama içi fos çıkan. Hep olumlu düşündüm ama istediğim birşey olmadı. Yalanmış secret. Ne reklam yapmışlardı yahu Secret hakkında. İçi boş fasa fiso. Ben biliyordum zaten onları.
Neyse annem seni 35 yaşından önce evlendirmeyecem diyordu. Oldu da. Ama kaç 40 defa söyledi bunu. Face'in salak sulak testlerinde evlenme tarihim 12 Nisan 2015 yazıyordu. Çok komiğime gitti. Bir ara ölüm tarihimde 2008 çıkmıştı. Face e göre yokum ben aslında. Ölüyüm, ruhum. 2008de öldürüyor,2015 te evlendiriyor. Vay anasına. En komiğime giden de, beni Johhny Deep'e benzetti. Çok güldüm. Evde tek başıma kahkahalar ata ata. Ben bu gidişle Danny De Vito ya benzeyecem ne Johhny'si. Dökülen saçlar, şişen göbek, kısa boy. Tam Danny De Vito. O adamın da Batman deki Penguen performansına hasta olmuştum. Söz filmlerden açılmışken aklıma geçen gün gördüğüm rüya geldi. Tarantino bana Christina Ricci ile başrol teklif etti kabul etmedim. Yönetmen yardımcılığını istedim. Tarantino da onu kabul etmedi. Ama bakın ince bir nüans,yönetmenliği istemedim. Sadece yardımcı olayım istedim. Neyse Tarantino bilir. Film seyretmeyi bir süre askıya alsam iyi olacak sanırım. Hayatı bile sinema şeritleri halinde görür oldum.
Az önce bir haber okudum yine sinema ile ilgiliydi. Dünyanın en uzun sinema filmi 87 saat sürüyormuş "The Cure For İnsomnia" isimli filmin yönetmeni John Henry Timmis. İlginçmiş. 9 saat film izledim ama 87 saat hangi insan dayanıp seyredebilir merak ediyorum.
Ben bu suratıma konan mutlu maymun ifadesinden nerelere geldim. Manik geldi galiba. Bu aralar habersiz geliyor. Eskiden haber verirdi. Çok yüz göz oldum sanırım kendisiyle. Artık çat kapı geliveriyor. Geçen arkadaşıma birşey anlatıyordum. Kendimi durduramadan o kadar hızlı ve o kadar alakasız konular anlatmışım ki farkında değilim. Dediklerinden hiçbir şey anlamadım. Çok hızlı konuşuyorsun dedi ve ben hiç farkında değilim. Ama sonra konuşmanın başını düşündüm. 3d teknolojinin evlerde ve tvlerde de olmasından bahsediyordum. Arkadaşım bana yavaş konuş dediğinde askerlikten bahsediyordum. Neleri birbirine bağlayıp askerliğe geldim anlamadım. Bazen oluyor öyle.
Yine yapmışım. Bu mutlu maymun ifadesine uzun süredir alışık değilim. Garip geliyor. Ne garip değil mi uzun zaman mutsuz olunca sebepsiz mutlulukları bile sorguluyor insan. Aslında birkaç gündür hayatımda iyi şeyler olmuyor. Birkaç gün sorguladım aslında, sonra akışına bırakmaya karar verdim. İyi de olmuş herhalde. Mutlu maymun ifadesi yerleştiğine göre. Ama birşey söyleyeyim bu uzun sürmeyecek, en ufak birşeyde yine benim moralim bozulacak. Böyle hissediyorum ama umarım olmaz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
