24 Eylül 2010 Cuma

Günlükten Notlar 17

*Merhaba
*Bir arkadaşım bir haber söyledi. Notlarım için iyi bir haberdi. Kısa eteklilerin okula alınmaması ile ilgili. Gugul amcaya sorduk. "Kısa etekliler okula alınmadı" diye yazdık. Verdiği cevap: "Bunu mu demek istediniz: Kısa etekler okula alınmadı". Hee onu demek istedim. Kendimiz evde oturuyoruz, eteklerimizi, pantolonlarımız okula gönderiyoruz. "Ne elbiseler gördüm içinde insan yok, nice insanlar gördüm üzerinde elbise yok" der ya Mevlana. He işte üzerinde elbise olmayan insanların elbiseleri okulda.
*Ece Erken twitter'a annesinin gelmesinden korkuyormuş. Twittera girerse yanarmış. Ee annesi gazete okumuyor mu acep.
*"Kpss'nin iptaline üzüldüm" dedi yetkili mercilerden biri. Mirkelamdan gelsin yetkili merciye "Üzüldüğüne üzülseeem" ama senin üzülmene üzülemiyorum be müdür. Seni üzgün görmeye üzülemiyorum yapamıyorum bir türlü.
*İsviçreli bilim adamlarına duyuru, herşeyden vazgeçsenizde ışınlanma makinesi icat etseniz ne güzel olur biliyor musunuz? Yapın bunu gelip yanaklarınızdan öpeceğim söz.Düşünsenize bir yerden bir yere gitmek için otobüse binmiyorsunuz, yanınıza gelip saçma insanlar oturmuyor. Uçak tutması gibi bir sorun yok. Jetlag yaşamıyorsunuz. Parayı veriyorsunuz. "Anafartalar durağı Skati bey" diyorsunuz veya her nereye gidecekseniz ve 2 dk sonra oradasınız trafik derdi yok, geç kalma derdi yok.Bence süper. Hadi İsviçreli bilim adamları bir hamle bekliyorum sizden
*New Kids On The Block ne yapıyor şimdi acaba? Blokların yeni çocukları bloklarında eskidi mi? Yoksa yeni bloklara taşındılar mı?
*Üzgünüm ama komik geldi bu haber bana. Balıkesir'lilerden af diliyorum. Bir daha ancak 1000 sene sonra olabilecek bir olayın hazırlığındalar Balıkesir'liler. 10.10.2010 tarihini Dünya Balıkesir'liler Günü olarak ilan etmişler. Kıskandım ama. Mesela hiç 41.41.2041 diye bir tarih olamayacak.
*Bu aralar herkes yavşak. Kimse gerçek yavşak çıksın söylesin. Biz de rahatlayalım. -Kara yavşak benim. -Hayır benim, -Hayır benim, -Hayır ben...
*Sigara ve içkileri sansürleyen rtük, tecavüz sahnesini neden sansürlemez ve hergün hergün gösterilmesine izin verir ki? Tecavüz, sigaradan daha matah birşey midir?
*Teknolojik aletlerim artık benimle konuşmaya başladı. En son face "en son arkadaşlık isteği aktivitenizi anlatın" dedi. Kaç kelimeyle anlatayım dedim. Cevap gelmedi.
*Sinema ve tiyatro sezonu açıldı. Bu sene gayet iyi filmler ve oyunlar var. Türk sinemasında 65 tane film gösterime girecek. Sinemalarda kombine bilet olsa hiç fena olmaz hani. Buradan yetkililere sesleniyorum. Kombine bilet istiyorum sinemalara. Her sezonda söylüyorum ama ses yok, bu sefer bekliyorum böyle bir atılım.
*"Sevgili değiliz sadece arkadaşız", "sevgili değiliz beraber yemeğe çıktık", "sevgili değiliz beraber rahatlıyoruz" İlişkilerin gelişim sürecini kronolojik sırayla okudunuz. Yeni moda ise beraberliklerini, ayrılıklarını tweetleyerek yazmak." Anne, babam sana nasıl evlenme teklif etti" "Çok romantikti yavrucum önce faceden çiçekler çikolatalar yolladı. Sonra twitter da evlenme teklif etti"
*Jöleli saçlı gazeteci, gazeteleri ve internet medyalarını denetleyen yayın kurulu oluşturulmasını istemiş efendim. Eğer bu kurul oluşturulursa, yavaş yavaş klavyelerinize veda edin.
*“Beste yaparken ilham gelmesi denilen garip hallere düşmüyorum, bir profesör gibi araştırıyorum, okuyorum ve yaratıyorum”. Şimdi de bu lafı söyleyen zat-ı muhteremin profesör gibi araştırıp, okuduğu ve yarattığı şarkı sözlerinden bir kaç demet. Buyrun " Seni çöpe atacağım poşete yazık. Bi sigara yakacağım ateşe yazık" "Aşk gidene acımak mı? Bu yükü taşımak mı? Yarayı kaşımak mı?""Aşk bu kızılötesi yaralı müzesi hareket edemem" Tanıdınız mı? Evet ta kendisi. Zat-ı muhterem bir de ilham gelse ne yapacağız bilmem.
*Eskilerden hatırladıklarım; şimdi birçoğunuz bana katılmayabilir ama ben balık yağından nefret ederdim. Sanırım balıkla aramın bozukluğu da oradan geliyor. Bize yutturulan balık yağı, jelibon gibi, şeffaf, yuvarlak bir şeydi ve iğrenç kokardı. Zar zor yuttururlardı. Şimdi değiştirmişler kokmuyorlar artık ama ben bir kere nefret ettim. Yalnız sanırım faydası olmuş. Eskileri çok net hatırlayabiliyorum. Hatta bir gün bir arkadaşım hafızam yüzünden benden nefret ettiğini söyledi. Ama sanırım yaş ilerledikçe bu özelliğimi kaybediyorum. Uzun geçmişi hatırlıyorum, yakın geçmişi hatırlamam için üzerinden zaman geçmesi gerekiyor. Yaşlanıyorum herhalde.
*Sertap Erener; Zeynep Doruk'u twitter da keşfetmiş ve sahneye çıkarmış. Ne twittermış yahu. Allahım beni kim keşfedecek acaba? Beni de keşfedin. Ben de twitterdayım. Daha çok mu yazmam gerekiyor acaba keşfedilmem için?
*"Git .....Git-me! Bırak yanına aldığın o kalbi yerine,senden sonra gelecek olanları da düşün,haydi şimdi gidebileceksen git." der Murathan Mungan ne de güzel der.
*Çocukluğumun oyuncakları; Solo testi hatırlar mısınız? Çocukluğumun zeka oyunlarından biriydi. İlk oynamaya başladığım zamanlarda beceriksiz çıkardım sürekli. Çok bozulurdum.
*"Yüzde yüz bize destek olun demiyorum ama bazı tipleri de ekrana çıkarmayın" yetkili mercimiz söylemiş efendim bu lafı. Şimdi tipine göre mi muamele yapacaklar. "Senin tipini beğenmedim, sen ekrana çıkamazsın","Sen tipsizsin, ekranda görüntü kirliliği yaratırsın" gibi mi seçecekler ekrana çıkaracaklarını.
*İşi gücü olmayan bir takım insanlar Türkiye'nin ilişki haritasını çıkarmışlar. İl il enleri sıralamışlar. Bu arkadaşlara göre liste şu şekilde Kendine en çok güvenen kadınlar İzmir’de, En cesaretli şehir – Kocaeli, Din ve mezhebi en çok önemseyen şehir - Erzurum, Etnik köken fark etmez diyen şehir - Mardin, Fiziksel özellik olmalı diyen şehir - Adana, Meslek çok önemli diyen şehir - Malatya, Aşkın yaşı yok diyen şehir - İstanbul, Çiçeği burnunda aşık şehir - Şanlıurfa, Düğün dernek isteyen şehir - Iğdır, Bağlanmaktan korkan şehir - Çankırı. Eşinizi seçerken nereli olduğuna dikkat edin efenim.
*Bu notlarında sonuna katlandık. Üşenmeyip okuduğunuz ve bana katlandığınız için teşekkür ederim. Yeni notlarda görüşmek üzere.

2 yorum:

stuven dedi ki...

ne dolu bir yazı olmuş. 2 post çıkar bundan haberin olsun :)

ışınlanma için nasa çalışıyor zaten. daha 45/50 yılı var...bi ara sitesi bu yüzden hacklenmişti diye hatılıyorum.

serdar ortaç a laf yok :)

istanbul için söyleye söyleye onu mu demiş :s

gölge dedi ki...

evet uzun oldu farkındayım keseyim diye düşündüm sonra bu sefer de böyle olsun dedim.
Vallaha mı. Göremem ki o zaman ben ya. Önce yaşlanmayı geciktirici ilaç yapsınlar o zaman. Çok şey istiyorum biliyorum :)
ya ama ya kime laf söyleyeceğim ben serdar ortaç'a yok, nihat doğan'a yok, lerzan mutlu'ya yok tuğba özay'a yok. cık cık cık :)
He ya onu demiş