17 Mayıs 2011 Salı
Yuvaya Dönüş
En iyisi yuvaya dönmekti ve döndüm "Scream"lerimle.
Bir palyaço gibiyim.Herkesi güldürürken,kendisi hüzünlenen
Bir palyaço gibiyim.Herkesi güldürürken,kendisi hüzünlenen
23 Ekim 2010 Cumartesi
Phoenix

Ben orda, akşamına orospular dadanan
Camlarında pis sinekler gezinen, ben orda
Eskimiş bir tutuşla şarabını içiyor
Kadınlarda oluyor kadınsız bakışlarla
Başıyla öne düşmüş yüreğiyle beraber
Ya Tanrıya inanır ya da isyana.
Kimseye vermiyor ki acılardan artarsa
Kuytular çıkarıyor sevişmeler onlardan
Bu nasıl bir bakış ki dünyaya intiharla
Ya da hep kar yağıyor da düşünmesi siyahtan
Öyle ya kim sevişirdi acıları olmasa
Kim bakardı uzağa köpekleri saymazsam.
Orası bir ölümdür şarabımı doyuran
Ölünen yüzler gibi bir bütündür adamlar
Vaftizi gün ışığında bir garip protestan
Tanrısıyla sevişir, herkes bilir sevişmeyi o kadar
Kim ne derse desin ben bu günü yakıyorum
Yeniden doğmak için çıkardığım yangından. 14 Ekim 2010 Perşembe
Ne Olmuş Büyük Adam Olamadıysak
Kadın kitap gibidir ufaklık, öyle sade sonunu okuyarak bütün kitabı anlayamazsın. Zaten kadınlarla erkeklerin bir arada olma ihtimali anca romanlarda. Teoride mükemmelsindir, pratikte sıçarsın. Bak bu müzik var ya, bu müziği ben var ya 280 defa dinledin anacım, çoğunda halaydaydım ama şimdi çok uzaktayım. Ben, dinlemekten bıktım onlar evlenmekten bıkmadı ya... Ne bakıyorsun öyle hüzünlü değilim diyorum sana, benim mizacım böyle. Bak şarabım da daha bitmedi. Kendisiyle uzun yıllar süren seviyeli bir ilişkimiz var. Ben ona para harcıyorum o benim başımı döndürüyor, ee ne farkı kaldı kadınlardan. Çak...
.....
Mutluluk paylaşmadan olmaz ufaklık, içindeki sevgiden herkese bir parça vereceksin. Bazısına da az da olsa olur farketmez, zarar etmezsin, hele böyle dört duvarı sularla çevrili bir yerdeysen, en yakın kara parçasına gözlerini kısıp öyle bakıyorsan o zaman dostuna daha çok dikkat edeceksin. Çünkü sevgi öyle her yerde yaşayamaz, kurur gider. Dostunla yüzmesini öğreneceksin, yoksa boğulursun kardeşim. Ya tamam ya tamam bakma öyle, hüzünlü değilim mizacım böyle. Doğduğumdan beri burdayım bak şarabım hala bitmedi. Ben onunla yürüyorum bu yolda, o da içimdeki sevgiyi etrafa dağıtıyor. Ne olmuş yani biraz sarhoş olduysak zafer sarhoşu değiliz ya...
.....
Gitmek cesaret ister ufaklık, gideceğin yer neresi olursa olsun, sevdiklerinle arana mesafe girince varış yerinin hiç bir anlamı kalmaz. Vedalaşmakta zor iştir biliyor musun? Oturursun geminin kıçına, bakarsın sevdiklerine, gittikçe ufalırlar, ufalırlar, kaybolurlar gözden. O zaman anlarsın işte vedalaşmak asıl kalana değil, gidene koyar. Yüz defa söyledim sana hüzünlü değilim, mizacım böyle. Bak, şarabımla beraberim. Çocukluğumdan beri hayaller kuruyorum, şarabımdan ayrılmadan hem de. Ben şarabımdan ayrılmıyorum. O da bana,bunca gidene rağmen, hala hayal kurdurtturmaya devam ediyor. Ne olmuş yani büyük adam olamadıysak, hayallerimizi satmadık ya
.....
Mutluluk paylaşmadan olmaz ufaklık, içindeki sevgiden herkese bir parça vereceksin. Bazısına da az da olsa olur farketmez, zarar etmezsin, hele böyle dört duvarı sularla çevrili bir yerdeysen, en yakın kara parçasına gözlerini kısıp öyle bakıyorsan o zaman dostuna daha çok dikkat edeceksin. Çünkü sevgi öyle her yerde yaşayamaz, kurur gider. Dostunla yüzmesini öğreneceksin, yoksa boğulursun kardeşim. Ya tamam ya tamam bakma öyle, hüzünlü değilim mizacım böyle. Doğduğumdan beri burdayım bak şarabım hala bitmedi. Ben onunla yürüyorum bu yolda, o da içimdeki sevgiyi etrafa dağıtıyor. Ne olmuş yani biraz sarhoş olduysak zafer sarhoşu değiliz ya...
.....
Gitmek cesaret ister ufaklık, gideceğin yer neresi olursa olsun, sevdiklerinle arana mesafe girince varış yerinin hiç bir anlamı kalmaz. Vedalaşmakta zor iştir biliyor musun? Oturursun geminin kıçına, bakarsın sevdiklerine, gittikçe ufalırlar, ufalırlar, kaybolurlar gözden. O zaman anlarsın işte vedalaşmak asıl kalana değil, gidene koyar. Yüz defa söyledim sana hüzünlü değilim, mizacım böyle. Bak, şarabımla beraberim. Çocukluğumdan beri hayaller kuruyorum, şarabımdan ayrılmadan hem de. Ben şarabımdan ayrılmıyorum. O da bana,bunca gidene rağmen, hala hayal kurdurtturmaya devam ediyor. Ne olmuş yani büyük adam olamadıysak, hayallerimizi satmadık ya
Herkesin Unuttuğu Adam

11 Ekim 2010 tarihli gazetelerin manşetlerinde ve sürmanşetlerinde 10.10.2010 manyaklığıyla ilgili haberler, Emir Kusturica'nın gitmesi haberi, Mehmet Ali Erbil'in eski eşiyle ilgili haber, İran'dan yakıtla ilgili haber, Aysun Kayacı ile ilgili haber, Kpss skandalıyla ilgili alakasız bir haber vs vs vs. Bunlar Türkiye'nin en çok satan gazetelerin manşetleri ve sürmanşetlerindeydi.
Ama herkesin unuttuğu, 10 liralık banknotların arkasında resmi olan biri vardı ki, kimse onu hatırlamadı. Bu kişi 11 Ekim 1910 tarihinde, Selanik'te doğan Türk matematikçi, TÜBİTAK Bilim Kolu eski başkanı Cahit ARF.
Cebir konusundaki çalışmalarıyla dünyaca ün kazanan Arf, aynı zamanda Sentetik geometri problemlerinin cetvel ve pergel yardımıyla çözülebilirliği konusunda yaptığı çalışmalar, cisimlerin kuadratik formlarının sınıflandırılmasında ortaya çıkan değişmezlere ilişkin Arf değişmezi ve Arf halkaları gibi literatürde adıyla anılan çalışmaların yanı sıra "Hasse-Arf Teoremi" adı ile anılan teoremi matematik bilimine kazandırmıştır.
11 Ekim 2010 tarihinde Cahit ARF ismini, gazeteler unuttu, bakanlıklar unuttu. Cahit Arf ismini hatırlayan, ilgili bakanlığın yasaklamaya çalıştığı Google'dı
…!…!…?

'Bu gece yalnızlık yok.
Seni bekleyen yağmur saksıları dolduruyor.
Krem kutularına boşaltıyorum yazdıklarımı.
Rüyalarımda, donmuş nehirlerin üstünden kahkahalar atarak kayıyorum. Yalan konuşuyorum.
Kum saatlerini yakıyorum.
...Biri penceresini açsa kurtulacaksın sanıyorum.
Ama olmuyor.
Bütün pencerelerimi açıyorum.
Ama olmuyor işte.
Meğer sen bütün davetleri reddetmişsin.
Meğer sen tüm çırpınışlarıma sırtını dönmüşsün.
Anladım, çok sevmişsin sokağa küfür gibi çaldığım kırmızıyı...''
Umay Umay
Ayaküstü Yaşanmış Ölümsüz Aşk Hikayeleri
1.
bildiğim kendimi bildim bileli aşık olduğum,
bildiğim ancak aşıkken var olduğum...
işte bu yüzden, benim için aşık olmak;
çoktandır hasretine katlandığım yokluğum.
'eğer aşktan söz edildiğini duymamış olsalar
hiçbir zaman sevemeyecek olan insanlar vardır, '
demiş La Rochefoucauld
benimse hep böylelerini severek başladı vurgunum...
2.
bildiğim ancak aşıkken var olduğum...
işte bu yüzden, benim için aşık olmak;
çoktandır hasretine katlandığım yokluğum.
'eğer aşktan söz edildiğini duymamış olsalar
hiçbir zaman sevemeyecek olan insanlar vardır, '
demiş La Rochefoucauld
benimse hep böylelerini severek başladı vurgunum...
2.
her durakta ölümsüz bir aşk edineceğim
bir bakıştan, bir duruştan,
çağrışımın sonsuz hızından
unutulmaz bir sevgili daha bırakacağım ardımda.
belki de yaşanabilecek en güzel serüveni
terk edeceğim
daha otobüsün ilk basamağında.
kim bilebilir ki?
sonrayı, sonrasını kim bilebilir?
gizli gizli veda edeceğim ona; görmeyecek
ve bu duyguyla burkulmuş yüreğim
otobüs camına bağrında bir ok ile
bir aşk levhası çizecek, ah min-el!
bu da ötekiler gibi,
kendisini ölesiye sevdiğimi bilmeden
yaşayıp gidecek..
3.
şimdi hemen kalksam buradan
hemen çıksam uzun sokaklardan birine
kiminle karşılaşabilirim
kime vurulurum ölesiye, eve dönmeden
geceme kuzguni bir cehennem gibi eklenen
bir ölümcül sevda hangi köşe başında
keser yolumu
bir tenhaya ulak olan
o suret avı
bırakır mı yakamı
haracı ödenmeden
bırakır mı yakamı
bir suretten, bir şiirden, bir hüzünden
ak kağıda düşürülmüş
imzasını görmeden
bırakmazlar yakamı, bilirim, ben ölmeden
4.
hangi aşk mümkündür aşığı öldürmeden
her aşk, her şiir
ardından uzun uzun bakılan adı bilinmedik sevgilerden,
küskün omuzlu terk edilmişliklerden,
perspektifinde hep bir sokak taşıyan
o sessiz
o faili meçhul cinayetlerden
resim altı sözcüklerden
aşk mümkün olsa idi ah, aşığı öldürmeden
bırakır mı yakamı kağıdın ölüm beyazı sureti
elle bilenmiş sözcükler,
yüreğime sokulan serüvenin hançer tadı
nabzımın atışına ayak uyduran vezninde
gece adımları şiirlerimin
bırakır mı yakamı yaşadıklarımı
dökmeden imgelerin giysilerine
hayatın maskelenmiş gerçekliğine
upuzun bir mesafeyle yeniden sokulmak için
yeniden ve yeniden.
Murathan Mungan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

