4 Ağustos 2009 Salı

...

Küçükken hiç oyuncağım olmadı benim. Başkalarının elinde oyuncak oldum. Her söylenene inandım. Hala da inanırım. Sevgili annem beni kandırmayı çok sever. Bir teyzemizin daha olduğu yalanına yıllarca inandım. Oysa ben olmayan teyzemizi çok sevmiştim. Yıllarca onunla tanışma hayali kurdum. 3 teyze neyime yetmiyorsa...

Büyüdüm annem hala beni kandırmaya çalışır. Üstelik başarır da çok mu safım acaba. Sade annem olsa iyi teyzelerim de annemle ortak olur hep beraber yalanlarına ortak ederler beni. Saf ben inanırım, 4 kadın söylüyor inanmayıp ta netçen. 1 hafta 2 hafta hatta bazen bir ay sürdürürler bu yalanı. Aradan geçen zaman sonra anneme konuyla ilgili birşey sorduğumda " üfff Özgür ne safsın, yalan söyledik sana" der. Derim niye beni kandırıyosunuz diye de sen de inanma der annem hep. Evet evet safım ben, kandırılmaya müsaitim. Kandırın beni!

Bu arada yanlış anlaşılmasın, söyledikleri yalanlar asla canımı acıtacak yalanlar değil, onu yapmazlar zaten. Canımı acıtacak yalanları başkaları söyledi. Neyse geçelim.

Oyuncaklardan bahsediyordum ben. Nerden nereye geldim. Dediğim gibi küçükken hiç oyuncağım olmadı. 5 yaşındaki çocuk ne yapar? Oyuncakçılara girer, oyuncakları karıştırır, şunu bunu ister. Ama ben ne yapıyordum. Kitapçılara girip, kitapların resimlerine bakıyordum ve kitap istiyordum. Hala der annem küçükken de cinstin, hala cinssin. Evet cinsim! Bu yüzdendir çizgi romanlara hasta olmam, çizgi filmleri sevmem. Dün akşam kuzenimi sinemaya götürdüm. Abi, dedi, ilk defa senin yaşında birinin çizgi filmleri sevdiğini gördüm dedi :) Ne yapayım. Renklerin gizemli dünyasında kaybolmayı seviyorum. Beni benden alıyor. Tasadan dertten uzak 2 saat geçiriyorum. He oyuncaklar, artık var oyuncaklarım kah ben alıyorum, kah kardeşim alıyor. Her doğum günümde kardeşim oyuncak alır bana. Bazen kendime doğum günü yapıp ben kendime hediye alırım. İçimdeki çocuk büyümedi. Oturdu kaldı oturduğu yerde. Büyümesin o da büyürse ben kiminle oynayacağım!

Kitapçılar demiştim bir yerlerde. 5 yaşında kapı numaralarını okurdum. 6 yaşında trt de büyüklere okuma yazma öğreten bir program vardı. Ordan öğrendim okumayı, annem öğrendiğinde okumayı bildiğimi kısa bir şok geçirdi. Belki de uzundur bilmiyorum. İlk kitaplarım çizgi romanlardı. Zagor ve Red Kit, sonra Ten Ten ve Asterix geldi. En büyük avantajım babamın Seka da çalışmasıydı. Kırpıntıdan kitap getirirdi. Ne salak insanlar derdim kitapları atıyorlar. Kitaplar atılır mı hiç. Onlar en büyük hazine. Onlar atıyor, kitaplar bana kalıyordu ne güzel.Uzun bir süre kitaba para vermedim. Ama bu beni şımartmadı tabii, kitaplar çok pahalı diye hayıflanmadım hiç, aldım birsürü kitap, hala da alırım. Annem ( biliyorum çok annem dedim) derdi ki; "bu kadar okuma en sonunda kafayı yiyecen" Haksız çıkartmak istemedim annemi. Kapı gibi raporum vardı. Üzerinde Bipolar bozuk yazan. Kayboldu ama raporum, bir daha da almadım. Herkese diyorum düzeldim. Herkes beni akıllı sanıyor. Ama şşşş kimseye söylemeyin aramızda kalsın. Ben normal değilim!

3 yorum:

soluk dedi ki...

neye göre normal olmak gerek ki? kim belirliyor bu kriterleri? hem normal olmamak çok daha güzel bence:) delilik şart

gereksiz adam dedi ki...

BUgün hep çocukluğuna atıfta bulunan yazılarla karşılaşıyrum nedense.. kaderimin bir oyunu diyeceğim de, kaderle bozuşmaktan korkuyorum.

yazın efem yazın, depresyonumdan sizler suçlusunuz bunu da biliniz..:)

gölge dedi ki...

gereksiz adam;
bunlar eğlenceli olanlar,daha depresif çocukluk anılarımda var :)

soluk;
bunu hiç bir zaman bende anlayamamışımdır. Kim belirledi kriterleri, ruh hastası olanlar ya bu kriterleri belirleyenlerse ve biz normalsek. ama bir taraftan da delilik şart. O zaman uzak duruyor insanlar :)